Saturday, September 25, 2004

Dark Fall: Lights Out

http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1805


Adventure oyunlarında yaratıcılığın öldüğü son yıllarda, bir dönüm noktası olacak bir oyun anlatacağım size diye başlamak isterdim yazıma ama maalesef gene Myst'den esinlenilmiş bir oyun ile karşı karşıyayız. Hadi esinlendiniz bari daha iyisini yapın diyeceğim ama maalesef üzerine hiç bir şey konulmamış bir Myst-gibi adventure oyunu Lights Out. Daha oyunu kurarken küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Kurulum sırasında iki dosyanın kurulumunun uzun süreceği, kullanıcının kurulumu kesmesine gerek olmadığı yazıyordu. Oyunu açar açmaz gözlerim "options" bölümünü aradı ama maalesef bulamadı. Bu da ikinci hayal kırıklığı oldu. Belki oyun güzeldir diye başladım ilk videoyu izlemeye ama tıpkı Alida'da olduğu gibi oyunun konusu hakkında hiç bilgi vermeyen çok kısa bir video seyrettikten sonra birden oyun başladı.

Hikayemiz, Wilfred Gibson'un "Ballad of Flannan Isle" eserinden alınmış. Wilfred Gibson'un orijinal hikayesinde 15 Aralık 1900'de İskoçya sahilinde ki Flannan adasındaki bir fenerin ışığının kesilmesi Hesperus gemisi tarafından fark edilir. Fenere ulaşıldığında, fener çalışanları bulunamaz. Ön kapı açıktır. İçeri girdiklerinde açlıktan ölmek üzere olan bir kanarya, hiç dokunulmamış bir yemek, 15 Aralığa kadar not tutulmuş bir günlük ve devrilmiş bir sandalye bulurlar. Birkaç gemi çalışanı fenerde kalarak, fenerin açık kalmasını sağlarlar ama kayıp olan fener çalışanları gizemini korur.

Oyunumuzda ise yıl 1912. Haritacı Benjamin Parker, yüz yıllardır insanların yerleşim yeri olan Trewarthan'daki kayalıkların haritası üzerinde çalışmak üzere bölgeye gönderilir. Parker Trewarthan'da pek hoş karşılanmaz. Her ne kadar fener ile ilgili bilgi toplamaya çalışsa da pek bir şey elde edememektedir. Ev sahibi Dr. Demarion'a fener hakkında sorular sorduğunda aldığı yanıt sadece sessizliktir. Fenerin gizemi yanı sıra gördüğü acayip rüyalarda cabasıdır. Bir gece aynı rüyalarla uyandığında denizi sis kapladığını görür. Fener ışık vermemektedir. Bu sefer Dr. Demarion'la daha etkili bir konuşma yaparak feneri araştırmaya karar verir. Fenere gittiğinde fener çalışanlarının hiç bir iz bırakmadan kaybolduğunu görür. Çalışanların yemeği hala sıcaktır ve yağmurlukları asılı durmaktadır. Bu da onların feneri terk etmediğini göstermektedir.

Bir adventure oyununda kullanıcıya en çok hissettirilmemesi gereken duygu, "ben nerdeyim, neden buradayım" gibi sorulardır. Lights Out'ta bu soruları malesef defalarca kendimize soracağız (yazmaya başladığımdan beri ne kadar çok maalesef demişim). Bu tarz (Myst-gibi) oyunlarda aslında konunun bu şekilde sonradan verilmesi normal. Böyle oyunlarda ön plana etkileyici grafikler ve bulmacalar çıkar. Bakalım Lights Out'ta durum ne.

Oyunumuz kısa bir video ile başlıyor ancak konu hakkında yeterli bilgi verilmiyor. Konuyu ancak oyun sürecinde bulunan ipuçları ile tam olarak anlamak mümkün. Neredeyse Alida yazımdan kopyala-yapıştır yapacaktım. Her iki oyunda birbirine çok benziyor. Tıpkı Alida gibi adventure öğelerinden çok bulmaca öğeleri içeren bir oyun Lights Out. Çok az diyalog ve küçük bir envanter sistemi var. Gene Alida'da da olduğu gibi sürekli kağıt kalem ile not tutmak zorunda kalıyoruz. Oyun boyunca geçtiğimiz mekanlarla, bulmacalarla ilgili not tutmak şart. Her detay ayrıntılı bir şekilde incelenmeli.

Arayüz oldukça basit(artık dayanamayıp Alida'dan kopyalayacağım :)). Ekranın tepesinde Save, Load ve Quit butonları ve altında slayt şovu seyredeceğimiz alan var :) Fare imlecimizi hem hareket etmekte hem de nesnelerle etkileşimde kullanıyoruz. Oyunda çok ciddi bir "hotspot" sorunu var. İyi bir piksel avcısı değilseniz Dark Fall'dan uzak durun derim. Fare imleci ve "hotspot"ların oldukça küçük olması sorun yaratıyor. Bazı hotspot'lar bir kaç farklı açıdan görülebilmesine rağmen sadece birinde tıklanabiliyor. Bu da bazı noktaları kaçırmanıza yol açabiliyor.

Grafiklere gelince, mekanların neredeyse hepsi hareketsiz ve iyi render edilmiş grafikler. Gene Alida'da olduğu gibi mekanlar arasında gezmek bir slayt şov seyretmeye benziyor. Bence Alida'ya göre daha başarısız grafikleri var. Ses efektlerine gelince, efektlerin önem kazandığı nadir adventure oyunlardan birisi Lights Out. Oyunu sessiz oynamanızı kesinlikle tavsiye etmem çünkü her an bir ipucunu kaçırabilirsiniz. Oyunun biraz da korku öğeleri içerdiğini düşünürsek müzikler oldukça yetersiz.

Lights Out'u bir adventure oyununun yanı sıra bulmaca oyunu olarak düşünecek olursak bulmacaları kolay kaçıyor. Bir çoğu sayısal ya da mekanik bulmacalar. Envanter kullanımı neredeyse hiç gerekmiyor. Gene de Adventure Company'yi tebrik etmek lazım çünkü belki de ilk defa konuyla bütünleşik bulmacaların olduğu bir oyunda imzaları var.

Sonuç olarak Lights out, öylesine Myst benzeri oyunlardan birisi. Eğer Myst seviyorsanız ve hafif bulmacalardan hoşlanıyorsanız, Lights Out'u oynayın. Yok ben zor bulmacaların adamıyım diyorsanız Alida'yı oynayın. Eğer hayatınızda bu tarz bir oyunu hiç oynamadıysanız o zaman Myst oynayın. En iyisi siz Sherlock Holmes oynayın...

Scrapland

http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1806

İç karartıcı Dark Fall: Lights Out'un verdiği baygınlıktan sonra şöyle eğlenceli bir aksiyon oynamak istedim. Gözüme bir süre önce indirdiğim ama kurma fırsatı bulamadığım Scrapland'in demosu ilişti. Aksiyon oyunlarında becereksiz olduğum için korka korka demoyu kurdum. Meğer ne kadar isabetli bir karar vermişim. Lights Out öyle bir sıkmıştı ki rengarenk, cicili bicili Scrapland ilaç gibi geldi. Sonradan öğrendiğim kadarıyla yapımcılar demoyu geri çekmişler ama hala bir kaç sitede bulmanız mümkün.

Oynamaya başlar başlamaz Scrapland bana Oni'yi hatırlattı. Biraz daha oynadıktan sonra Scrapland'in GTA III ve Beyond Good and Evil karması bir oyun olduğunu düşündüm. Sonuç olarak Scrapland bir third-person action adventure ve hatta birazcık role-playing oyunu. Oyunu yer yer third person shooter yer yer de uzay araçlarını kullanarak oynuyoruz.

Scrapland'da kahramanımız D-Tirus adında insana benzeyen bir robot. D-Tirus uzay motorsikletiyle (başka bir isim bulamadım :)) gezinirken daha önce insanların yaşadığı ama sonraları yaşam kaynaklarının tüketilmesiyle yerini robotlara bırakan Scrapland'a ulaşır. Artık burada insanların yaşaması yasaktır. İlk bakışta Scrapland "Beşinci Element"i hatırlattı bana. Rengarenk, fantastik bir dünya. Her yer rengarenk robotlarla, parlak ışıklarla ve uzay araçlarıyla dolu.

Astreoid'te yaşayan her robotun mutlaka bir işi olması gerekmekte. Bu yüzden D-Tirus'a da gelir gelmez gazetecilik görevi veriliyor. Ne yazık ki Scrapland'de basit robot ölümleri haricinde çok fazlada haber çıkmamakta. İlk görevlerinin birisi Scrapland'den bir yetkili ile röportaj olan D-Tirus'un röportajının hemen ardından işlenen cinayetle maceraya atılmış oluyoruz.

Oyuna parasız ve en kötü uzay gemileri ile başlıyoruz ama Scrapland gibi bir yerde gerek savaşarak gerek hırsızlık yaparak ya da sağı solu araştırarak para kazanmak kolay. Demo'da bize sunulan sanıyorum oyunun ilk bölümü olan tutorial kısmı. Bu kısımda ilk görevimiz iki polis uzay aracını yok etmek.

Scrapland çok geniş tasarlanmış ve bir çok bölgeye bölünmüş. Her bölge birbirinden çok farklı ve rengarenk tasarlanmış. Bu bölgelerden bir kısmı endüstriyel ve iş bölgeleri, bir kısmı ise insanlar zamanından kalma labirentler.

Oyun boyunca para kazandıkça etraftaki robotlardan ekstra yaşam satın alabiliyoruz. Bunun yanında bozulduğumuz zaman (robotuz ne de olsa) para karşılığında kendimizi tamir ettirebiliyoruz. Scrapland aksiyonun yanı sıra role-playing olarak da düşünebilecek bir oyun çünkü oldukça geniş bir dünyada yerine getirmemiz gereken ve bir çok farklı yolla bitirebileceğimiz görevler içeriyor. Görevlerimiz iki çeşit. Birisi gazeteci olarak çalıştığımız için patronumuzdan aldığımız görevler. Diğeri ise Casino'dan alacağımız ekstra görevler. Casino'dan aldığımız görevler genelde suç içeren görevler. Burada karakterimizi nasıl yönlendireceğimize karar veriyoruz. Efendi efendi gazeticiliğimizi mi yapacağız yoksa kendimizi suç dünyasına mı atacağız?



Öncelikle oyuna başladığımız kılık kıyafetle bir çok bölgeye girmemiz imkansız. Bu yüzden basit bir hack işlemiyle D-Tirus farklı kişiliklere bürünebiliyor. Örneğin bir polis olduğumuzda açamayacağımız kapı yok gibi. Bu değişim sırasında aslında cinayet işlemiş oluyoruz ve eğer gören olursa hemen polise haber veriyor. Para kazandıkça uzay araçlarımız, zırhımızı ve silahlarımızı upgrade etmemizde gerekiyor. İkinci el malzemelerinin satıldığı yerlere gidip upgrade işlemlerimizi yapıyoruz. Para kazanmak için en fazla başvuracağımız yol "crazy bets" adı verilen görevleri yerine getirmek. Demoda kazandığımız paralarla kullanımını sağlayabileceğimiz 10 farklı uzay aracı mevcut.

Kontroller alışılagelmiş ve basit. Aynı zamanda değiştirilebiliyorlar. Gerek uzay araçlarını kullanırken gerek yürürken WASD tuşlarını, ateş açmak, konuşmak gibi şeyleri yapmak için farenin sol tuşunu, kamera açısını değiştirmek içinde ok tuşlarını kullanıyoruz. Ekranın sol alt köşesinde "aranıyor" göstergesi var. Polislerle başımız belaya girdiğinde aranıyor seviyesi artıyor ve daha fazla polis peşimize takılıyor. Bu durumda kaçıp saklanmamız gerekiyor.

Scrapland'te yerine getirmemiz gereken görevlerin yanısıra bir de yarışlara katılabileceğimiz arenalar var. Buralarda death-match'ler yapabiliyoruz. Oyun çıktığında arena bölümlerinin multiplayer oynanması mümkün olacak.

D-Tirus hiç bir zaman tam olarak ölmüyor. Sadece hapse atılıyor ve sonra oradan kaçıyor. Save işlemlerini kendimiz yapabildiğimiz gibi oyun kendini kendini de belli periyotlarla otomatik olarak save ediyor. Scrapland oldukça büyük olduğu için metro kullanarak uzak mesafelere gidebiliyoruz. Haritamızda oyun içerisinde önemli yerler işaretleniyor ve buraları bulmakta zorluk çekmiyoruz. Bununla beraber gittiğimiz heryerle ilgili kayıt tutan bir sistemde mevcut.

Sonuç olarak, Scrapland oldukça eğlenceli, zevkli, rengarenk bir oyun olacağa benziyor. Demodaki oynanabilirlik problemleri çözüldüğünde. görünen o ki arşivlerimizde mutlaka yer alacak bir oyun Scrapland. Karanlık oyunlardan bıktıysanız bu oyun tam size göre.

Football Manager 2005

Orijinali: http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1808


Football Manager 2005 yazıma, daha önce bir Championship Manager yazımdan alıntıyla başlamak istedim.

Yıl 1993, o zamanlar bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar bilgisayar dergisi vardı (şimdi ne kadar ki?) Öyle oyun dergisi falan yoktu. İnternet de yoktu doğru düzgün. Bazı dergilerin oyunlar için ayırdığı bir kaç sayfadan takip edebilirdik oyunları ancak. İşte böyle bir dergi 3-4 sayfasını Championship Manager 93 England için ayırmıştı. Serinin ilk oyunuydu. İncelemeyi okuduktan sonra, işte bu oyun benim oyunum dedim. Ertesi gün oynamaya başladım ama 286'da nafile. Sırf CM oynamak için ne upgradeler yapmak zorunda kalmıştım hatırlarım. Bir çok arkadaşım kınamıştı beni, bu ne biçim oyun böyle diye. Ama hepsi bir süre sonra CM fanı oldu çıktı. Bence serisi en çok takip edilen fanları arasında en çok tartışılan, konuşulan ve her sürümdeki yeniliklerle insanı büyüleyen nadir oyunlardan biridir CM. Eline sağlık Sigames.

CM fanı olan herkesin CM ile ilgili eminim yüzlerce anısı vardır. Sabahlamalar, sınavlarda başarısız olmalar, hele hele 15 puan arkasından gelip şampiyon olduğumda ev arkadaşımın sabahın 5'inde gözünden akan yaşları görmek gibisi yoktu :)

Hepimizin bildiği gibi Eidos ve SI Games'in yollarını ayırması ile bir CM furyası oluştu. SI Sega ile, Eidos'da Beautiful Game Studios ile CM 5 çalışmalarına başladı. Oyunun haklarının Eidos'ta olması sebebiyle oyunun yapımcısı SI, yeni CM'ye Football Manager ismini vermişti. Championship Manager isimiyle seri Eidos tarafından her ne kadar devam ettirilecek olsa da bence serinin gerçek devamı SI tarafından yapılan Football Manager 2005.

Geçtiğimiz günlerde SiGames ilk atağı yaptı ve oynanabilir demoyu bize sundu. Demoda İskoçya ve İngiltere liglerinin "quick start"ları yer alıyor. 6 aylık bir oynama süreci var. İlk izlenimlerimi kısaca yazacak olursam; arayüz tamamıyla değişmiş ama diğer yönlerden öyle ahım şahım değişiklikler yok. Eski arayüze oldukça alışmış birisi olarak ben yenisini çok yadırgadım. Yıllardır ekranın solunda görmeye alıştığımız menülerin bir kısmı artık ekranın üstünde bir kısmı ise altında. Sol tarafta ise bazı alt menüler ağaç yapısında yer alıyor. Gene ekranın sol kısmının altı bölümü bazı mesajlar için onay kutusu ya da içerisinde bulunduğumuz ekrana has menüler olarak kullanılıyor ki oldukça kullanışsız. Her seferinde o kısım aklıma gelene kadar fareyi bütün ekranda gezdirmek zorunda kalıyorum. Özellikle haberler kısmında büyük ızdırap oluyor. Herhangi bir habere cevap vermek için (respond) öncelikle ekranın sağ alt kısmına gidiyorsunuz. Daha sonra orda karşınıza gelen ekranın onay menüsü sol alt köşede çıkıyor ve "hayda hobarey" fare ekranın sol alt kısmına. Bu şekilde 5-10 haber art arda geldiğinde artık mideniz bulanıyor fareyi ekranda gezdirmekten. Sonuç olarak bence arayüz eskisine göre daha kullanışsız. Ya da eskisine çok alışmış olduğum için bana öyle geldi.

Oyuna ben İngiltere "quick start"ını seçerek başladım. Bu seçimden sonra karşımıza kişisel bilgilerimizi gireceğimiz, takımımızı seçeceğimiz bir ekran çıkıyor. Bu seçimlerin daha önceki CM versiyonlarından tek farkı, benim gördüğüm kadarıyla, oyuna işsiz olarak başlayabiliyoruz. Yeni oyuncu yaratılıp oyunda kaydedildikten sonra artık oyunumuza başladık. Hemen "preferences"a gidip oyun ayarlarında ne gibi değişiklikler olduğuna baktım. Eski CM'lere göre görebildiğim farklar artık takımların logolarının, ülkelerin bayraklarının ve futbolcuların resimlerinin de oyuna dahil edilmiş olması. Demo'da bayraklar yer almasına rağmen futbolcu resimleri yer almıyor fakat bazı takımların resimlerini internette bulmanız mümkün. Bunun yanı sıra "incremental save" adında bir seçenek gözüme çarptı. Daha önce ki sürümlerde var mıydı hatırlamıyorum. Bu seçenekle oyunumuz aynı save dosyasının üzerine kaydedilmiyor.



Her zamanki gibi ilk gelen haberde, yönetimin bizden beklentileri ve taraftarların bizim hakkımızdaki memnuniyetsizliği yer alıyor. Tam moralim bozulacakken başkan David Gill'den gelen ve bana güvendiğini, medyaya kulak asmamamı söyleyen mesaj moralimi yerine getiriyor. Buradan da anladığımız gibi oyundaki en büyük gelişmelerden birisi yönetimle haberleşmemiz. Eskiden bize sadece yönetimden mesajlar gelirken artık takımın bütün yönetimi ile değil, yönetimdeki kişilerden bire bir mesajlar alabiliyoruz. Aynı şey futbolcular ve medya için de geçerli. Yaptığımız bir çok hareketten sonra taraftarların, futbolcuların, yönetimin ve hatta yardımcılarımızın ve diğer menajerlerin yorumları gelebiliyor.

Şimdi takımımızın futbolcularının listelendiği ekrana bakalım. Yaptığımız filtre ayarlarına göre futbolcularımız burada listeleniyor. Bu ekran bana inanılmaz derecede kullanışsız geldi ve takımı oluşturmakta çok zorlandım. Eski esnekliğini tamamıyla kaybetmiş. Hele farenin scroll'unu burada kullanmaya çalışırsanız çok bela oluyor. Bir bakıyorsunuz defansınızla kaleciniz yer değiştirmiş. Taktik ekranında da ilk bakışta çok fazla değişiklik gözümüze batmıyor. Hem futbolcuları listelediğimiz ekranda hem de taktik ekranında sol altta yeni bir menü var. Bu menüden faydalanarak yardımcımızın taktik ve ilk 11 önerisini almamız mümkün. Yardımcım Carlos Querioz'un bana sakat ve cezalı oyuncuları önermesi hemen yeni bir yardımcı aramama yol açtı :) Bu önerinin yapıldığı ekranda her mevkide ki en iyi ve en kötü oyuncularımızı da görebiliyoruz.

Tekrar sol alt köşede gördüğümüz menüye dönelim. Takım hakkında rapor almanın yanı sıra burada medyaya genel olarak yorum ya da bir önceki maç hakkında veya yapacağımız bir sonraki maç hakkında yorum yapabiliyoruz. Bu yorumların tabi ki futbolcularımızın, taraftarımızın ve yönetimin üzerindeki etkisi çok büyük. Oyuna "rookie" bir menajer olarak başladığımız için çok fazla kendine güven veren mesajlar ya da rakibi aşağılayıcı mesajlar kötü etki yaratıyor. Burada yapılan yorumlar maçlar için çok önemli. Futbolcularımızın moralini bozabileceğimiz gibi, onları daha iyi motivede edebiliyoruz. Medyaya demeç verdiğimiz bu seçeneğin altında yardımcılarımızın bizim için takımı seçmesini isteyebiliyoruz ya da yaptığımız seçimi kaydedip, eskisini load edebiliyoruz.

Taktik ekranında "team instructions" a göz attığımızda çarpıcı değişikliklerle karşılaşıyoruz. İlk göze çarpan değişiklik, artık Mentality gibi seçimleri aşağıya doğru açılan menülerden yapmak yerine çubukları kaydırarak yapıyoruz. Bu sayede 2-3 seçim yerine daha esnek seçim şansı veriyor. Eski sürümlerde zaten var olan seçeneklerin yanı sıra, futbolcularımızın yaratıcıklarını kullanarak ne kadar serbest oynayacaklarını, oyunun temposunu, defans çizgisini ve sıkı markaj uygulayıp uygulamayacağımızı seçebiliyoruz. Gene, penaltılar, serbest atışlar, kornerler vs. gibi ayarları buradan yapıyoruz. Ne yazık ki "of the ball" seçeneğini koymamışlar. Futbolculara özel olarak görevler vereceğimi bölümde aşağı yukarı eski sürümlerle aynı.

Taktik ekranına da göz attıktan sonra oyunu en can alıcı ve bizi en fazla uğraştıran ekrana, antrenmanlara bakacak olursak, fazla bir şey demeyeceğim çünkü eskisinden hemen hemen hiç farkı yok. Sadece arayüz değiştiği için antrenman programının, görevlendireceğimiz koçların vs. bulunduğu listelerin yerleri değişmiş. Bunun dışında bir değişiklik yok. Daha önceki sürümlerde dosyadan antrenman programı almak çok zor oluyordu, en azından şimdi doğru düzgün import ve export seçeneği koymuşlar.



Takımımı kurup, taktik, antrenman programını da hazırladıktan sonra zaten ayarlanmış olan dostluk maçlarına bir ikisinde ben kattım. Dostluk maçı ayarlarken bu maçın bilet fiyatlarını ayarlamak gibi bir seçeneğimiz de mevcut. Sonrasında başladım "continue" yu tıklamaya. Bu sırada takımımın hangi maçlarının televizyonda gösterileceği gibi ilginç bir haberle karşılaştım.

Eveeeet, işte ilk hazırlık maçım. FC Kobenhavn adında bir Danimarka takımı. Kolay lokma diye düşünüp takımımı şöyle bir gözden geçirdikten heyecanla maç ekranına girdim. Karşımıza gelen ilk ekranda sol tarafta menüde daha önceki sürümlerden bildiğimiz, overview, match stats, action zones gibi seçenekler yer almakta. Hemen altında ise oyunun hızını, hangi pozisyonları seyredeceğimizi ayarlayacağımız bir menü var. Ortada ise iki takımın ilk onbiri ve sahaya dizilişleri yer almakta. Buradaki en büyük değişiklik artık ekranı ikiye bölerek bir kısmında maçı seyredebilirken diğer kısmında ise maç hakkındaki bilgileri, oyuncularınızın puanlarını ve hatta oynanmakta olan diğer maç skorlarını görebiliyoruz. Özellikle diğer maçların skorlarıda sizin için önemli ise aynı ekranda hem onları takip edip hem de kendi maçınızı seyretmek gerçekten çok zevkli.

Maça başladığımda, 2D maç görüntüsünde de çok fazla değişiklik göze batmıyor. Kaleler, futbolcular ve top daha detaylı çizilmiş. En önemli gelişme ise topun eski sürümlere göre çok daha gerçekçi hareket etmesi ve 2D maç görüntüsünü de yeterince hızlandırabilme imkanımız olması. Aynı zamanda artık futbolcular eskisi gibi aptal aptal hareketler yapmıyorlar. Örneğin topun etrafında saçma sapan dolaşmıyorlar. Maç motoru oldukça geliştirilmiş. Dk. 1 Van Nistelrooy ile öne geçtikten kısa bir sonra favori futbolcum Ryan Giggs ile skoru 2-0'a taşıyınca tamam bu iş demiştim ki, 73. dakikada Rio Ferdinand kırmızı kart gördü. Takımı şöyle biraz geri çekeyim, ben bu skorun üstüne yatarım diye düşünmüştüm fakat son 17 dakikada yediğim 3 gol beni şaşkına çevirdi. Maç sonunda rakip teknik direktörü tebrik etmekten başka bir çarem yoktu.

Bir kaç hazırlık maçı yaptıktan sonra sağ kanata bir transfer yapma gereği duydum. Transfer ekranı da (player search) eski sürümlerle aynı. Player search kısmında eski sürümlerde olduğu gibi short list'imize, futbolculara, takım görevlilerine ve scout'lara erişmek mümkün. Eski sürümle kıyasladığımıza menülerin yerlerinin değişik olmasının dışında fazla bir değişiklik yok. Benim gözüme sadece scout'ları görevlendirirken ek olarak her hangi bir organizasyonda, örneğin dünya kupasında, şampiyonlar liginde futbolcu ara gibi bir seçenek eklenmiş.

Transfer yapımında eklenen önemli bir özellik ise oyuncunun bir gün içerisinde cevap vermesini isteyebiliyorsunuz. Böylece daha önceki oyunlardaki en büyük eksiklik olan transfer sezonu kapanmasına yakınken yaşanan sorunlar yaşanmıyor. Bunun yanı sıra menajerleri tarafından size bir futbolcu önerildiğinde bu futbolcunun bazı maç görüntülerini de beraberinde sunarak bu futbolcu hakkında biraz daha fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayabiliyorlar.



Birkaç hazırlık maçı sonrasında sıra Arsenal ile yapılacak olan Community Shield maçına geliyor. Maçtan önce ezeli rakibim Arsene Wenger'e bir meydan okuyum diyorum ama okuduğuma bin pişman oluyorum. Kendi oyuncularım dahil herkes yorumlarıma tepki gösteriyor. Hemen sonra bir gazeteci, "İlk profesyonel maçınız geldi çattı. Ne düşünüyorsunuz?" dediğinde, cevabım "Çok büyük bir takımda çalıştığımı biliyorum ve bu yükün altından kalkabilirim" oluyor. Bu yorum bazı futbolcularda iyi etki yaparken bazıları kendime fazla güvendiğimi ve profesyonel olmayan yorumlar yaptığımı düşündürdü. Lakin, Arsenal karşısında 4-2 galip geldiğimde ne kadar haklı olduğumu gösterdim. Bütün bir oyun boyuncaki maceralarımı yazmayacağım tabi. Ancak lige başlamadan önce medyadan gelen bir soru, oyunun medya kısmının ne kadar geliştiğine çok iyi bir örnekti. "Evet lig başlıyor ve siz pek de favoriler arasında değilsiniz. Ne düşünüyorsunuz?" Verdiğim cevap, futbolcularımın ellerinden geleni ortaya koydukları takdirde şampiyonunun biz olacağımız yönündeydi. Bu yorumda futbolcuları memnun etmesine rağmen taraftarlar tarafından pek hoş karşılanmadı.

Bunlardan farklı olarak karşılaştığım yeniliklerden bir diğeri de artık futbolcularımızın milli maçlarındaki performansları hakkında da yorumları alabiliyor olmamız. Artık koçlarımızı kovduktan sonra ya da onlar emekliye ayrıldıktan sonra uygun koç aramakla uğraşmayabiliriz. Yapmamız gereken tek şey, açık olan pozisyonu belirtip başvuruları beklemek. Eski sürümlerdeki en büyük sıkıntılardan biri, iyi bilirsiniz ki, yabancı sınırınız dolduğunda ve oyuncu satamadığınızda bazılarını kovmak zorunda kalmamızdı. Bu durumda yapılabilecek olan oldukça yüklü ödemelerden dolayı yönetim genellikle izin vermiyordu. Artık futbolcularımızla karşılıklı olarak sözleşmelerini feshedebiliyoruz. Benim demoda görebildiğim yenilikler bunlardan ibaret.

Football Manager 2005'de 43 ülkenin oynanabilir ligleri olacak. Bunların içinde 140 oynanabilir lig ve 100 kupa var. 145 ülkeden, 235.000'in üzerinde futbolcu ve diğer görevlileri içerecek olan Football Manager 2005'in veri tabanında 3000'i yönetilebilen olan 14000 takım olacak.

Football Manager 2005, konsept olarak CM'yi aynen korumuş. Bir kaç eklenti yapılmış ve CM'deki bütün özellikler geliştirilmiş. En büyük yenilik ise arayüz olmuş. Alışması oldukça zor olacak. Yapay zeka için henüz konuşmak erken. CM'lerde yapay zeka yeterince başarılı değildi. Zorlama bir yapay zeka vardı. Defalarca yaşadığım bir olay var ki umarım Football Manager'de bunu çözmüşlerdir. Örneğin, A futbolcusu 10 milyon dolar. Siz 20 milyon dolarlık bir teklif götürüyorsunuz ve karşı takım kabul etmiyor. Bir kaç gün sonra başka bir takım 11-12 milyon dolarlık bir teklif götürüyor ve kabul ediyorlar. Hemen ardından bizde düşük bir teklifte bulunduğunuzda bizim teklifimizi de kabul ediyorlar. Sonrasında paraya geçer sözüm deyip oyuncuya iyi miktarda para vererek bir kaç gün önce ulaşamadığımız futbolcuyu transfer edebiliyorduk. CM'yi ve çıkacak olan FM'yi şiddetle multiplayer oynamanızı tavsiye ediyorum. Oyunun gerçek tadına karşınızda insanlar olduğu zaman varıyorsunuz.

Football Manager 2005'in çıkış tarihi 5 Kasım 2004 olarak açıklandı. O zaman:

...Lets kick racism out of football...

Sunday, September 12, 2004

Adventures of Sherlock Holmes: The Silver Earring

http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1800


Sherlock Holmes ve Dr. Watson'un, Sir Melvyn Bromsby'in Sherringford Hall'deki partiye davet mektubunu almalarıyla oyunumuz başlıyor. Mektubu okuduktan sonra partideyiz. Holmes'un, Watson'a davetliler hakkında yaptığı küçük şovun bitiminden sonra Sir Bromsby açılış konuşmasını yapmak için kürsüye geliyor ve konuşmasına başlamasından kısa bir süre sonra tek bir kurşunla öldürülüyor. Davetliler panik içerisinde kaçarken, Sir Melvyn Bromsby'ın kızı Lavinia Bromsby bir an için kapıda beliriyor ve Holmes polisi beklemeden olaya el koyuyor.

1. BÖLÜM

İşte biz burada devreye giriyoruz. Tam çözüm boyunca oyunun konusu ve olup bitenler hakkında çok fazla bilgi vermeyeceğim. Sadece yapmanız gerekenleri yazacağım. Neler olup bittiğini kendinizin anlamanızla oyundan daha fazla zevk alacağınızı düşünüyorum. Bir şeyleri inceleyin diye yazdığımda genellikle Holmes'un büyütecini kullanması gerekiyor. Toz vs. gibi bazı nesnelerin alınması içinde test tüpünü kullanacaksınız. Ayak izi gibi ölçüm yapacağımız işlerde ise mezura kullanacaksınız. Bunları tekrar tekrar yazmadım.

İlk olarak doktor ve Sweetney ile konuşarak bilgi edinin. Yerdeki konuşma metnini alın. Sol tarafa ilerleyerek Lockhart ile konuşun. Ana kapıya doğru ilerleyin ve sandalyenin üzerindeki elbise parçasını alın. Sol tarafa ilerleyin ve temizlikçi Brimms ile konuşun. Barda içkisini içen Colonel Petterson ile konuşun. Pek bir şey elde edemeyeceğiz. İlk izlenimler şüpheleri Bromsby'ın kızının üzerinde yoğunlaştırıyor. Çantasından çıkan toz ve Sir Bromsby'nin vurulmadan önce ağlaması gibi. Ana kapının sağındaki kapıdan çıkın.

Holmes kapı koluyla oynanmış olduğunu gözlemliyor ve barut kokusu alıyor. Mezura ile kapıdaki barut izlerinin yerden yüksekliğini ölçün. 1.65m. Zırhı ve sütunu inceleyin. Siyah elbise parçasını alın. Koridorun diğer tarafına geçin ve aynadan siyah saçı alın. Ballroom'dan geldiğiniz kapının hemen karşındaki kapıdan mutfağa girin. Çöp kutusunu inceleyin. Taburenin hemen yanını, masanın altını inceleyin ve sahte düğmeyi alın. Aşçıyla konuşun. Çöp kutusunun iki kez kapandığını öğreniyoruz. İlkini Mary'nin yaptığını görmüş ama ikincisini Mary olarak tahmin ediyor. Koridora geri dönün ve soldaki kapıdan içeri girin.

Masanın altını inceleyin ve küçük kutuyu alın. Koridorun sonuna gidin ve Lavinia'nın çantasını alıp açın. Acaba bu silah ??? Test tüpü ile yerdeki tozu alın. Görebilene aşk olsun. Soldaki kapıdan girin. Sağdaki masayı inceleyin ve kartı alıp okuyun. Aynaya yaklaşın ve test tüpü ile tozu alın. Aynadaki fotoğrafı alın. Küpeye dikkat. Odadan çıkıp koridorun diğer tarafına geçin ve sağdaki kapıdan girin. Yerdeki ayak izlerini fark etmiş olmalısınız. Mezura ile ölçün. 7. Masanın üzerindeki sigarayı inceleyin. Sol taraftaki banyoya gidin ve lavabodan kırmızı saçı alın. Koridorun karşısına geçip orta kapıdan girin. Holmes kapı kolunda bir şeyler fark edecek. Mary ile konuşun. Mary'nin sadece bir kez çöp dökmüş olduğunu öğreniyoruz. Mary'nin arkasındaki çekmeceyi açın ve kısa mavi masa örtülerini görün. Karşıdaki kapıdan çıkın.

Masanın üzerinden misafir listesini alın. Grimble ve Lavinia ile konuşun. Konuşmalar sonrasında kendimiz tekrar Ballroom'da buluyoruz. Daha önce bizimle konuşmayı ret eden Patterson ile konuşun. Bize silahla ilgili önemli ipuçları verecek. Daha sonra sırasıyla Herrington, Barmen ve Brimms ile tekrar konuşun. Lavinia'nın olduğu yemek odasına geri dönün. Silahı Lavinia üzerinde kullanarak Lavinia ile konuşun.Bu noktada eğer herşeyi doğru olarak yaptıysanız, Watson'u oynamaya başlıyoruz. Etrafta gördüğünüz herkesle konuşun. Konuşmalar bittikten sonra Holmes gelecek. Nöbetçi diktiğimiz elemanın yanına gidin ve yerdeki sigarayı bulun. Ayak izlerini ölçün. 7.



Holmes'ın şovundan sonra Baker Street'e gideceğiz ve laboratuvar testlerine başlayacağız. Öncelikle Watson olarak kitaplıktan kitapları bulun ve okuyun. Holmes testlere başlayacak. Burada zaten Holmes size yardımcı olacak. Söylemediği tek şey aldığımız küçük toz kutusunu inceleyip içindeki tozu çıkartmak. Testler bittikten sonra ilk quiz'i cevaplayacağız. Quiz'i Yes ya da No ile cevapladıktan sonra sorunun altındaki kutularda sorunun cevabını nereden anladığımızı gösteren diyalog, ipucu ya da dokümanları göstereceğiz. Mavi kutulara diyalog, kırmızı kutulara ipucu ve yeşil kutulara dokümanları koyacağız.

Quiz 1

1. Do we have an idea of the weapon used for the crime? (Yes)
-----> Diyalog: Patterson ile yapılan ikinci konuşma

2. Could the murderer escape through the stairs going to the second floor? (No)
-----> Diyalog: Mary ile yapılan konuşma

3. The ashes found in the smoking room are from English cigarettes? (No)
-----> İpucu: Bahçede bulunan sigara
-----> Doküman: Study of Tobacco

4. Was the side door going to kitchen open after the shot? (No)
-----> Diyalog: Satterthwaite

5. Did Miss Lambert choose table-cloths and arrange tables? (No)
-----> Diyalog: Carl Pannister
-----> Diyalog: Miss Lambert

6. Do we have an idea of the murderer's height? (Yes)
-----> İpucu: Koridorda ölçtüğümüz 1.65'lik barut izi
-----> Doküman: Ballistic Science

7. Among the interrogation people, did any others than Colonel Patterson have bad eyesight? (Yes)
-----> Diyalog: Miss Lambert
-----> Doküman: The Guest List



2. BÖLÜM

Holmes'un verdiği bütün yazıları okuduktan sonra tekrar Sherringford hall'a gidiyoruz. Sigara izmaritini bulduğumuz odaya girip beyaz eldivenleri alın. Aynadan resmi aldığımız odaya gidip masanın üzerinden Lavinia'nın çantasını alın. Çantayı açın ve mektubu okuyun. Mutfağa gidip aşçıyla konuşun. Grimble ile konuşun. Lavinia gelecek. Lavinia ile konuşmadan sonra Bromsby'nin ofisindeyiz. Çekmeceyi açıp yanmış dokümanları alın. Kitabı inceleyin ve ilgili sayfayı okuyun. Masanın üzerindeki resimleri inceleyin. Yüzük dikkatinizi çekti mi? Duvardaki resmi inceleyin. Buradaki işlerimiz bittikten sonra Flatham'a gidiyoruz.

Toprakla uğraşan adamla ve Fletcher'la konuşun ve anahtarı alın. Evin arkasına geçin ve varilin üzerindeki ayak izlerini ölçün. Anahtarı kullanarak eve girin. Soldaki acayip aletten kibrit alıp masa lambasında kullanın. Yerdeki ayakkabının ve ayak izinin ölçüsünü alın. Kitaplıktan kitabı alın. Tanıdık geldi mi? Sol tarafa geçin ve yerden tahta oyuncağı alın. Mutfağa gidin ve masanın üzerini inceleyin. Arkadaki masanın üzerinden külleri alın. Girdiğimiz odadan koridora geçin ve kibritle yerdeki lambayı yakın. Bezi inceleyin. İlerdeki odaya girin. Masanın üzerindeki bulmacanın çözümü için ipucumuz elimizdeki notların birinde yazan 55 kodu. Amaç, yatay,dikey ve köşegende toplamları 55 yapmak ve aynı renkten sayıları yan yana kullanmamak. Bulmacayı tamamladıktan sonra counter'ı alın. Counter'ı geldiğimiz odadaki joker bulmacasında kullanacağız. Biraz kurcalayın bakalım bu bulmacayı(ipucu: as, karo 4 ve sinek 4). Joker'den aldığımız kağıt başka bir bulmacanın çözümü. Duvardaki resimleri inceleyin. Resimlerin içerisinde gizlenmiş hayvanları buldunuz mu? 55 bulmacasının olduğu odaya gidin. Sıra masanın sağındaki bulmacada. Hayvanları belli bir sırayla gemiye bindirmemiz gerekiyor ve elimizde Joker'den aldığımız ipucu ile duvardaki resimler var. Sırasıyla, istakoz, geyik, domuz, fil, goril, zürafa, aslan ve kartalı gemiye bindirin. Kasadan aldığımız dokümanları okuduktan sonra odanın karşı tarafına geçin ve lavabodan acayip cismi alın. Yatağı inceleyin. Duvardaki resmi inceleyin. Duvardaki sertifikaları inceleyin.

Bütün bunları doğru yaptıysanız Watson gelecek ve bize bir anahtar verecek. Koridordaki diğer kapıyı bu anahtar ile açıp girin ve işte size yeni bir cinayet. Yerden kartı alın. Şimdi Quiz zamanı:

Quiz 2

1. Did Horace Fowlett receive a more caller the evening he has supposes to leave? (Yes)
-----> Diyalog: Murray - Fowlett House 15th of October 1897

2. Were all the guests into the ballroom? (Yes)
-----> Doküman: The development of the crime

3. Did Sir Bromsby and his daughter have a good relationship? (No)
-----> Diyalog: Hermann Grimble to Sherringford 15th of October

4. Was Horace Fowlett aware of the of problems between Grimble and Bromsby?(Yes)
-----> Doküman: Bromsy'den Fowlett'e mektup 11/12/1896

5. Was there anything Missing from Fowlett's House?(Yes)
-----> İpucu: Fowlett's yatağının dağınık olması ve yastığın olmaması

6. Did somebody enter through the window? (Yes)
-----> İpucu: Bahçedeki varilin üzerindeki ayak izleri(10)
-----> İpucu: Fowlett'ın yatak odasındaki pencerenin tornavida ile kapatılmış olması




3. BÖLÜM

Holmes'un şovundan sonra tekrar Watson olarak tren istasyonundayız. Kondüktörle konuşun. Bankın üzerindeki tüyü alın. Trene girin. Koltukların birinin altındaki şapkayı diğerinin üstündeki tüyü alın. Sonra tekrar Holmes ile buluşup, Sherringon Hall'a gidiyoruz. Holmes ile iki hanımla konuşun. Mary'nin yanına gidin (daha önce halı sildiği yerde) ve onunla konuşun. Merdivenlerden yukarı çıkın. Herkes meraklı gözlerle kodu bilip bilmediğimizi soruyor. Kod ile ilgili ipucu: Serie of numbers: is it a code? Çözüm biraz karışık.

1: 1 adet 1. Yan yana yazdığımızda 11
11: 2 adet 1. Yan yana yazdığımızda 21
21: 1 adet 2, 1 adet 1. Yan yana yazdığımızsa 1211
1211: 1 adet 1, 1 adet 2, 2 adet 1. Yan yana yazdığımızda 111221
111221: 3 adet 1, 2 adet 2, 1 adet 1. Yan yana yazdığımızda 312211

Duvardaki resmi açıp 312211 kodunu girdiğimizde kasa açılıyor. Kasanın içinden notları aldıktan sonra Cementworks'e gidiyoruz. Burada Grimble'ın ofisi var.

Kapıdaki adamla konuşup anahtarları alın ve içeri girin. Sağdaki binaya anahtarları kullanarak girin ve üst kata çıkın. Yerdeki anahtarı alın. Odanın arka tarafına geçip, kapıyı yerden aldığınız anahtarla açıp içeri girin. File benzeyen bir heykel göreceksiniz. Hortumunu çekip heykelciği alın. Kaplan heykelinin altındaki kağıt parçasını alın ve okuyun. Geldiğiniz odaya geri dönün ve odanın sonundaki makete heykelciği yerleştirin. Maketten düşen anahtarı alın. Diğer odaya tekrar geçin ve çekmeceyi açın, notları okuyun. Anahtarı alamayacaksınız. Duvardaki resmi inceleyin ve elinizdeki anahtarla kasayı açıp notları alın. Tekrar diğer odaya geçin ve duvardaki resimleri inceleyin. Bu sırada Watson bizi uyaracak. Tekrar Baker'dayız. Bir süre sonra yanımıza Herrington gelecek. Daha sonra ilginç bir gelişme oluyor ve Fowlet'ın bindiği trene binen başka bir yolcunun Cementworks'e gittiğini öğreniyoruz ve bir solukta Cementworks'deyiz.

Merdiveni kullanıp içeri girdiğimizde oyunun en kritik yerlerinden birisiyle karşı karşıyayız. Hemen solumuzda tiyatro var ve amacımızın biraz önce alamadığımız anahtarı alıp buraya girmek. Eğer bekçiye ya da köpeğe burada yakalanırsak oyun başarısızlıkla sonlanıyor. Benim size tavsiyem başlar başlamaz vagonun etrafından dolaşarak bekçiyi arkadan takip edin ve bekçi döner dönmez bu sefer köpeğin arkasından geçerek ofise ulaşın. Burada ofise daha önce geldiğimizde yaptığımız her şeyi tekrar yapmamız gerekiyor. Bütün bunları yapıp çekmeceyi tekrar açıp tiyatronun anahtarını ve notu alın. Şimdi aynı şekilde bekçi ve köpeğe görünmeden çıkmamız lazım. Burası beni bayağı uğraştırmıştı. Çıkar çıkmaz at arabasına koşun ve arabanın köpeğe bakan tarafında saklanın. Köpek sizi göremiyor. Bekçi arabayla aynı hizaya gelir gelmez arkasından tiyatroya koşun. Burada çok hızlı bir şekilde anahtarı kapıda kullanmanız gerekiyor.



Hemen sağınızdaki lambayı kibritle yakın. Lambanın yanından ilerleyin. Yerdeki ayak izlerini inceleyin. İlerlemeye devam edin. Bıçağı kullanarak kilidi açıp içeri girin. Tekrar kibrit ile lambayı yakın ve lambanın yakınındaki bezi inceleyin. Kapının sol tarafından anahtarları ve bez parçasını alın. Bez parçasını bıçakla kesip maske yapın. Salonun diğer tarafına geçin. Anahtarlarla kapalı olan kapıyı açın. İçeri girin ve yerdeki tozu inceleyin. Maskeyi kullandıktan sonra sağdaki kapından içeri girin. Küreği alın. Örtünün ipini kesin. Kürekle cesedi çıkarmaya çalışın. Olmayacak. Anahtarla açtığınız kapıya geri dönün ve oradaki pole'u alın. Bu aleti ceset üzerinde kullanıp cesetten pasaport ve likörü alın.

Sonrasında Watson'un unutkanlığı yüzünden az daha canımızdan oluyorduk.

Quiz 3

1. Does Herman Grimble own the only set of keys to the fairfax theatre? (Yes)
-----> Diyalog: Goblet ile Bromsby fabrikasında yapılan konuşma

2. Does Captain Lowrie have anything in common with Bromsby enterprises?(Yes)
-----> Doküman: About Captain Lowrie
-----> Doküman: Sir Bromsby in front of Kalidassa Abyss isimli resim

3. Can we say that Wyatt Collins, the nephew, is an honest person? (No)
-----> Diyalog: Mary Sherringford - 16 th October
-----> Doküman: Audience text

4. Can Hermann Grimble be Bromsby's heir despite the missing of an official will?(Yes)
-----> Doküman: Cabinet Lloyd, Lloyd & Masterson

5. Was the man found at the old fairfax theatre from abroad? (Yes)
-----> İpucu: Pasaport



4. BÖLÜM

Watson'la başlıyoruz, Holmes'un incelememizi istediği dokümanları inceleyin. Bu sırada Holmes telaşlı bir şekilde gelecek ve yeni bir cinayetten bahsedecek. Bir solukta Hunter'ın evindeyiz.

Polis memuru ile konuşun. İçeri girdikten sonra yerdeki kanı inceleyin. Dolabı inceleyin. Pencerenin kenarındaki ayak izini ölçün ve bahçeye çıkıp çiçekleri inceleyin. Bir saksının altında Holmes bir şeyler buluyor ve Watson'u gönderiyor. Sonrasında Holmes, Baker'a gidecek. Önce inventory'den likörü seçin ve sonra kitaplıktan ilgili kitabı alın ve okuyun. Odanın arkasındaki soldaki kapıya tıklayın. Holmes kılık değiştirdikten sonra Richmond's Abbey'e gidin.

Kapıyı çalıp rahiple konuşun. Şimdi ormana giriyoruz. Oyunun en zor bölümlerinden birisi burası. Bence şimdi elinize kağıt kalem alın ve ilerledikçe kendi haritanızı çıkartın. Başladıktan sonra ilk T ayırımından sağa dönün ve ilerleyin. Burada bir göl ile karşılaşacaksınız. Gölü geçtikten sonra sola dönün ve devam edin. Karşınıza gelen ilk T ayırımından sağa dönün ve ilerleyin. Şimdi karşınıza üç yol çıkıyor. Bir tanesi düz devam ediyor, sola iki dönüş var. Birisi 90 derece ile dönüyor diğeri ise 45 derece. 90 derecelik yoldan ilerleyin. İlerlerken bir kova göreceksiniz ama şu anda alamayacaksınız. Devam ettiğinizde yine karşınıza üç yol çıkıyor. İleri, sağ ve sol olmak üzere. Sağınıza dönüp devam ettiğinizde yangını göreceksiniz ve işte burada geri sayım başlıyor. Aynı yoldan geri dönüp, kovayı da alıp göle kadar gitmeniz lazım. Gölde kovayı doldurup süre bitmeden aynı yoldan gelip yangını söndürmelisiniz. Söndürdükten sonra mağaraya girin ve mumu kibritle yakın. Yeri inceleyin. İlerleyin, ayak izini ölçün. Ayak izlerinin bittiği yerde duvardaki taşı bıçakla parçalayın ve mektubu alıp okuyun. Artık geri dönmemiz gerekiyor. Bütün yolu tekrar geri dönüp Baker street'e gidin. Buradan da Sherringford Hall'a.

Grimble Watson'la konuşup gidiyor. İçeri girdikten sonra Lavinia'yı bulun ve konuşun. Ayna'dan resmi aldığımız odada Herrington ile beraber. Herrington gittikten sonra Lavinia'ya resmi gösterin. Baker Street'e geri dönüyoruz.

Quiz 4

1. Was the of leader, of the thugs who attacked Holmes, directly connected to the case?(Yes)
-----> Doküman: Wung Jei

2. Can we say that the person who killed Simon Hunter is skilled with weapons? (Yes)
-----> Diyalog: Polis Memuru Appleby ile yapılan konuşma

3. Are the ruins near the Richmond's Abbey a common haunt for wanderers?(yes)
-----> Diyalog: Rahiple yapılan konuşma

4. Can the handwriting on the message found in the ruins be the same as that on a previous document? (Yes)
-----> Doküman: Threat W.C.
-----> Doküman: Threat W.

5. Is it easy for a retired English officer to find a work as prison warden abroad?(Yes)
-----> Doküman: Kalidassa Abyss




5. BÖLÜM

Aston's tiyatrosunda başlıyoruz. Soldaki afişi inceleyin. Tiyatroya girip herkesle konuşun. Soyunma odasına girin ve sarhoş oyuncu ile konuşun. Buradan sahne arkasına geçin ve oradaki adamla konuşun. Soyunma odasındaki diğer kapıdan geçerek odaların bulunduğu bölüme gelin. Mr. Richards ile konuşun. Koridorun sonundaki odaya girin. Masanın üstündeki kitabı inceleyin ve notları alın. Gardırobu inceleyin. Özellikle üniformayı. Tiyatro salonuna geri dönün ve Aston'un oğlu ile anahtarla hakkında konuşun ve anahtarları alın. Sahne arkasına geçip ilerleyin. Merdivenlerin üzerindeki kapıyı anahtarlarla açın. Ivır zıvırı ortadan kaldırıp üzeri işlemeli olan kutuyu ortaya çıkarın. Figürün sol tarafında küpeyi kullanın. Diğer küpelere de ihtiyacımız olduğunu öğreniyoruz. Tiyatroya geri dönüp Carolyn Small ile konuşun ve diğer küpeleri alın. Sahne arkasındaki odaya tekrar gidin ve kutunun üzerindeki figüre küpeleri yerleştirin.

Quiz 5

1. Are there several sets of keys from the Aston theatre? (Yes)
-----> Diyalog: Bruce Aston ile yapılan konuşma

2. Did one of the actresses loose a red haired wig? (Yes)
-----> Diyalog: Miss. Sullivan ile yapılan konuşma

3. Could the discovery in the dressing room be connected to the case? (Yes)
-----> İpucu: Aston 18th October: Dressing Room
-----> İpucu: Sherringford Hall'da bulunan sahte düğme

4. Could the writing on the message to Veronica Daveport be found elsewhere? (Yes)
-----> Doküman: Antiques Dealer
-----> Doküman: French visit card


Oyunumuz burada bitiyor ve opsiyonel bir quiz karşımıza geliyor. Yani yapsak da olur yapmasak da olur. Bunların cevabını burada vermeyeceğim. Kendinizi test edin bence. Sizce katil kim?

1. Who killed Sir Bromsby?
2. Who killed Horace Fowlett?
3. Who killed Johanssen?
4. Who killed Veronica Davenport?
5. Who killed Jeffries?
6. Who killed Hunter?

Bu testi bitirmeden önce hemen gidip ihtiyaçlarınızı giderin çünkü dakikalar sürecek olan bir Holmes klasiği seyredeceksiniz. "Kapıdan girecek olan ilk kişi babanızın katilidir..."


Friday, September 10, 2004

Alida

http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1798


Adventure Company'nin tek düze adventure oyunlarından bıktıysanız, farklı bir adventure, farklı bir konu istiyorsanız ve biraz da Myst tarzı oyunları seviyorsanız okumaya devam edin. Çünkü Alida tam size göre. Alida, tek bir kişinin yaptığı bir adventure oyunu. Farklı konusu, atmosferi ve oynanabilirliği ile dikkat çeken bir oyun.

Alida Nisan 2003'de Macintosh platformu için yapıldı ve ancak bu yıl PC sürümü piyasaya sürüldü. Oyunumuz "first person point & click" bir interaktif grafik macera oyunu.

Hikayemiz, dört müzisyenin satış rekorları kırmaları, dünya çapında ünlenmeleri ve kaçınılmaz olarak çok fazla para kazanmaları ile başlıyor. Bu paraları çatır çatır yemek varken, dört akıllı müzisyenimiz bir adaya gitar şeklinde bir park yapmaya karar veriyorlar. Evet, yanlış okumadınız. Denizin ortasında dev gitar şeklinde tasarlanmış bir park. Menajerlerini ikna etmekte oldukça zorlanmalarına rağmen uzun bir süre geçmeden mühendisler, mimarlar tutulur ve planlar hazırlanmaya başlanır. Avustralya sahillerinde kayalık bir ada seçilir. Bir kaç ay sonra bütün planlar, projeler hazırlandığında artık adaya gitme vakti gelmiştir. Alida adını verdikleri adanın yapım aşamasında büyük zorluklarla karşılaşılır. Ada kayalık olduğu için büyük iş makineleri ve patlayıcılar kullanılmaktadır. Müzisyenlerimiz Alida'yı her bir parçayı birinin alacağı dört parçaya böler ve her parçada bir müzisyen kendi yaratıcılığını sergileyecektir. Müzisyenlerimizin amacı, 324 metre uzunluğunda, 252 metre gitar telleri ve 76 metrelik akort anahtarları içeren müzik yapılabilecek dev bir mekanik gitar yapmaktır.

Çalışmalar devam ederken şaşırtıcı bir keşif yapılır. İş makineleri kazarken, denizin 10 feet altında metalik bir cisimle karşılaşırlar. Uzun süren uğraşlardan sonra metal yüzeyin altına inilir. Aslında bu cisim asırlardan beri orada yatan, içerisinde iki küre içeren çok büyük küre şeklinde bir makinedir. Makinenin kontrol bölümü olan merkezine inildiğinde, müzisyenlerimizin biri bütün vaktini bu makineyi incelemeye verir. Bütün bunlar olurken müzisyenlerimiz için her şey yolunda gitmemektedir. Artık popülaritelerini yitirirler ve maddi sıkıntı çekmeye başlarlar. Alida için çok fazla harcama yapılmaktadır. Müzisyenlerimiz için cicim ayları artık bitmiş ve anlaşmazlıklar başlamıştır. İçlerinden birinin girdiği karanlık işlerde cabası. Bu durumda, bütün paralarını ortalık sakinleşinceye kadar Alida'da saklamaya karar verirler. Dörde bölünen Alida'nın her bir parçası artık ait olduğu müzisyenin kasasıdır ve bir dizi düzenekle korunmaktadır. Bir süre sonra ise Alida'yı kaderine terk ederler. Yıllar sonra menajerleri grubu tekrar toplamaya çalışırken müzisyenlerden birisi tekrar Alida'ya gider ve bir daha haber alınamaz. Bizim görevimiz ise, Alida'ya giderek kayıp müzisyen Arin'i bulmak.

Peki biz kimiz? Tıpkı Riven'da olduğu gibi Alida'da da bizim kimliğimiz hakkında hiç bir bilgi yok. Oyunumuz Arin'in eşinin bizi Arin'i bulmak üzere adaya gönderdiği küçük bir intro ile başlıyor ve maalesef bu intro hikayeyi detaylarıyla anlatmıyor ve oyuncuyu pek de iyi motive edemiyor. Oyuncunun konuyu tam olarak öğrenmesi oyun içerisinde bulunacak bazı ipuçlarına bağlanmış. Bu durumda oyunun başlarında, Arin kim? Ne arıyorum ben bu adada gibi soruları kendinize çok sık soruyorsunuz.

Hikayesinin özgünlüğü dışında Alida'yı ön plana çıkaran en büyük özelliği ise büyüleyici grafikleri. Grafiklerin büyük çoğunluğu statik ve 800 x 600. Gerçekten çok etkileyici mekanlar içermekte. Modellemeler, kaplamalar ve ışıklandırmalar mükemmel. Her nesne en küçük ayrıntısına kadar çizilmiş Oynayanlar bilir, grafikler biraz Riven'ı hatırlatıyor. Zaten oyunun yapımcısı da bunu gizlemeyerek oyunun yapımında Myst ve Riven'dan etkilendiğini söylüyor. Zaman zaman oyun oynamaktan ziyade, bir slayt gösterisi izlediğimiz hissine kapılıyoruz.



Oyunun ara yüzü oldukça basit. Fare imlecimiz klasik beyaz el ve ekranın üst kısmına taşıdığımızda kontrollerle karşılaşıyoruz. Ekranda gezdirdiğimizde ise gidebileceğimiz yönleri ya da alabileceğimiz, hareket ettirebileceğimiz cisimleri gösteriyor. Oynanabilirlik gayet yüksek seviyede. Bunların yanı sıra geçiş hızlarını değiştirebileceğimiz, deniz efektlerini kapatabileceğimiz ve roket modu adı verilen daha önce geçilen mekanlara direk olarak gitmemizi sağlayan ayarlar mevcut.

Oyunun müziklerine gelince, konu müzisyenler, gitar vs. olunca açıkçası ben daha fazla müzik beklerdim. Oyun boyunca arka planda sürekli tekrar eden bir müzik kullanılmamış. Az ama öz kullanılmış diyebiliriz çünkü benim dinlediğim en iyi macera oyunu müzikleri. Oyunun ne kadar dramatik olduğunu müzikler çok iyi anlatıyor ve devreye girdiği yerlerde insanın tüylerini ürpertiyor. Müzikler oyunun oynanışı ile ve çevre ile oldukça uyumlu, etkileyici ve sizi oyuna motive ediyor. Aynı şekilde kuş, böcek vs. gibi ses efektlerini dikkatle dinlemenizi öneririm çünkü bir macera oyununda göremeyeceğiniz kadar çok kaliteliler.

Ara yüz, grafikler, müziklerden sonra bir macera oyunu için olmazsa olmaz olan bulmacalara bakalım. Alida bir bulmaca kütüphanesi gibi. Hatta sırf bulmacalar üzerine kurulu bir oyun diyebiliriz. Günümüzdeki bir çok macera oyununda bulmacalar hedefe ulaşmak için bir araç olarak kullanılırken Alida'nın kendisi bir bulmaca oyunu. Çok çeşitli, her zorlukta bulmacalarla karşılaşmak mümkün. Alida'da bir envanter sistemi yok ama oynarken yanınızda kesinlikle kağıt kalem bulundurmanız gerekiyor. Nerede olduğunuzu, bulunduğunuz mekanlarda neler olduğunu not almak çok önemli. Bulmacaların çoğu mekanik aletler üzerine kurulmuş. Hikayenin akışına ve ortama güzel adapte edilmiş.

Son zamanlardaki bir çok macera oyununda (özellikle Adventure Company) benim en çok şikayet ettiğim konu bulmacaların konuyla, atmosferle alakasız olarak sırf bulmaca olsun diye konulmuş olması. Bir bulmaca çözerken oyunun size neden bu bulmacayı çözmeniz gerektiğini vermesi lazım. Aksi halde sırf kapı açmak için ya da gizli bir bölmeyi ortaya çıkarmak için konulmuş gereksiz yere zor bulmacalar oyunlarda çok sırıtıyor. Alida'da durum böyle değil. Her şeyden önce Alida, bir kaç saat içerisinde oynanıp bitirilecek bir oyun değil. Bazı bulmacalar oldukça zeki ve kurnazca hazırlanmış. Çoğu zaman oyuncunun hızını kesip inceleme yapmaya, ne ile uğraştığını ne yapmaya çalıştığını düşünmeye zorluyor. Büyük bulmacalar kendisini oluşturan küçük bulmacalara bölünmüş. Aslında her bir bulmaca bir arada düşünüldüğünde büyük ve tek bir bulmacanın parçaları. İşte bu da bir macera oyununda aranması gereken en önemli öğelerden birisi olan yaratıcılıktır. Alida aynı zamanda başarısızlıkla da sonuçlanabilen bir oyun ve birkaç farklı son var.

Beş yıllık bir çalışma sonrasında geliştirilen Alida, kaliteli grafikleri, şu ana kadar hiç bir oyunda görmediğiniz ilginç mekanları, yapıları, ilginç bulmacaları ile eğer Myst tarzı macera oyunlarını seviyorsanız mutlaka oynamanız gereken bir macera oyunu. Zor bulmacaları ile amatör macera oyuncularını kolaylıkla pes ettirebilecek bir oyun. Kesinlikle macera oyunlarına yeni başlayanlar için bir oyun değil. En büyük eksisi ise dramatik hikaye akışı ve çok az diyalogları ile oyun boyunca yalnızlık hissine kapılıp insanı depresyona sokması. Emin olamadıysanız web sitesinde Alida'nın oynanabilir bir demosu var. Deneyin derim...

İyi oyunlar...