Wednesday, November 24, 2004

The Moment of Silence

http://www.trgamer.com/Yazi.aspx?YaziID=1864


Uzun süredir en çok beklenen macera oyunları listesinde üst sıralarda bulunan bir oyundu "The Moment of Silence". Belki de diğerlerinden onu ayırıp üst sıralara çıkmasında en etkili olan sebep karizmatik isminde yatıyordu. Bakalım oyunumuz ismi kadar güzel mi diyerekten oynamaya başladığımda oldukça gel-gitli düşüncelere kapıldım. Bazen bu ne biçim oyun derken bazen de "adamlar yapmış aaabi" demekten kendimi alamadım. Sonuçta oyun hakkında yorumlarım olumlu ve kesinlikle oynanması gereken bir macera oyunu olarak şekillendi.

Moment of Silence'ın hikayesine geçmeden önce kısaca arayüzden bahsedeceğim. Oyunumuz "third person" perspektifinde "point & click" bir macera oyunu. İlk çalıştırdığımda oyun içi grafikleri görünce dumura uğradım çünkü Moment of Silence tam anlamıyla bir aksiyon oyunu grafiklerine sahip. Yazılarımı okuyanlar bilir ki macera oyunları için grafik kalitesini önemsemem ve puanlamama hiç katkısı olmaz. Yine de sizi bilgilendirmek açısından Moment of Silence'ın grafiklerinden bahsedeceğim. Bir iki cümle yukarıda okuduğunuz üzere oyunun grafikleri bir macera oyunu yerine aksiyon oyunu anımsatıyor. Bununla beraber kesinlikle çağın 2-3 yıl gerisinde kalmış 3D karakter grafikleri ve inanılmaz hatalar var. Bu hatalar bazen oldukça rahatsız edici olabiliyor. Örneğin bir ekran geçişinde önce mekanı görüp buradaki insanların sonra birden belirmesi gibi. Oldukça ciddi ışıklandırma hataları da cabası. Bütün bu hatalara rağmen arka plan grafikleride bir o kadar kaliteli ve detaylı çizilmiş.

Lakin, dediğim gibi bir macera oyununda grafik kalitesine bakmak yersiz olur düşüncesindeyim. Ekranın alt kısmında envanterimiz yer almakta. Basit ve kullanışlı bir envanter sistemi var The Moment of Silence'da. Oyun arayüzünün en büyük eksisi kahramanımızın gidecebileceği ekran geçişlerini göstermek için fare imlecimizde bir değişiklik olmaması. Bir çok durumda ekranın bir tarafından diğer tarafına geçiş var mı diye kontrol etmek için koşturup durmak zorunda kalıyoruz.

The Moment of Silence, bu sorunu göz ardı etmemizi sağlayacak ilginç yenilikleri de içermekte. Ben oyun boyunca çok ciddi piksel avlama sorunları yaşamadım fakat yapımcılar bu soruna bir çözüm getirmişler. H tuşunua bastığımızda bir anda o ekranda ne kadar hot-spot varsa işaretlerenerek gösteriliyor. Amatör macera oyuncuları için iyi olsa da oyunun bazen fazla kolaylaşmasına sebep olabiliyor bu sistem. Zaten inanıyorum ki bir çok yapımcı da kolaylıkla ekleyebileceği bu özelliği bu sebeple oyunlarında kullanmıyor. M tuşu ile ileride bahsedeceğim "Messenger"ımıza ulaşabilmekteyiz. Oyunun kontrollerinde ise ciddi sorunlar var. Sanıyorum yakında bir yama gelir (Hmmm gelmiş bile :)). Çoğu zaman kahramanımız yönlendirdiğimiz yere gitmemekte ısrar ediyor. Ya da çift tıklayarak koşmasını sağladığımızda durdurmak için saç baş yoluyoruz.

Oyunumuzun ilginç bir hikayesi var ve bu hikaye çervesinde bütün ince detaylar düşünülerek yepyeni bir dünya kurulmuş. Hikayemiz 2044 yılında New York'da geçiyor. Bütün dünya eyaletlere bölünmüş ve bir dünya hükümeti tarafından yönetilmekte. Metropollerde ise değişen fazla birşey yok. Dünyanın sonunun geldiğini ilan edenler, reklam ekranları ile dolu gökdelenler, katiller, hırsızlar, çeteler, sağa solu bombalayan teröristler ve komplo teorileri kuran yaşlılar, mobile messenger'lar, uçan arabalar, ve bir sürü abudik gubidik teknolojik cihazlar bu şehirlerin vazgeçilmezleri olarak yer almaktadalar. Kahramanımız Peter Wright ise bir haberleşme tasarımcısı olarak çalışmakta ve dünyasında olan biten politika, haberler, skandallar ve hatta çalıştığı şirketin bir numaralı gündemi olan hükümetin konuşma/düşünce özgürlüğü kampanyası bile onun umurunda değil.

Ezik kahramanımız, Peter Wright, kendisini dış dünyadan izole etmiş, hiçbir komşusunu tanımıyor ve tanımak bile istemiyor. Kahramanımızın hayata bu derece küsmüş olmasının sebebi ise eşini ve yedi yaşındaki çocuğunu bir uçak kazasında kaybetmiş olması. İşinden de nefret eden Peter Wright gecelerini whisky içerek chat odalarında ailesi hakkında yalanlar söyleyerek geçirmekte. Öyle ki patronu ona bir süre izin vermiş ve basit bir apartman dairesi kiralamasına yardımcı olmuş. İşte bir gün, apartmanının önünde duran bir SWAT kamyoneti, Peter Wright'ın hayatında dönüm noktası oluyor. SWAT ekibi bir anda kahramanımızın komşusu olan online gazeteci Oswald'ın evini basıyor ve Oswald'ı götürüyor. Sonrasında Oswald sanki yer yarılıyor da içine giriyor. Polis bile Oswald'ın alıkonulduğunu kabul etmiyor ve bilgi sahibi olmadığını söylüyor. Bütün bunların şaşkınlığını yaşayan kahramanımız, Oswald'ın eşine ve çocuğuna olayı araştırmak için söz veriyor. Tekrar hayata dönen Peter Wright kısa sürede Oswald'ın oldukça güçlü yetkililerin de içerisinde bulunduğu dünya çapında bir komployu ortaya çıkarmak üzere olduğunu öğreniyor. Oyun boyunca kahramanımız Peter Wright'ı ve kısa bir bölümde Oswald'ın eşi Deborah'ı oynayacağız.




Etkileyici bir hikaye olduğunu kabul etmek lazım. Yapımcılar aynı zamanda bu hikayeye uygun bir dünya yaratmaktan geri kalmamışlar. Bakın dünyamızda neler var. Tahmin edebileceğiniz üzere dünyamızda otomasyon almış başını yürümüş. Günümüzde insanların yürüttüğü bir çok meslek dalı yerini artık robotlara bırakmış. Örneğin okullarda eğitimi artık robotlar vermekte. Dünya tek bir hükümetin yönetiminde. Aptal insanların beyni yıkanarak IQ yüklemesi yapılabilmekte. Bütün insanlar yanlarında messenger adı verilen bir cep telefonu benzeri aleti taşımak zorundalar. Bu aleti aynı zamanda harcamalarımızda ve kimlik gerektiren durumlarda kullanıyoruz. İnsanların birbirleriyle internet vb. ortamlarda chat yapmaları yasaklanmış. Ulaşım robot taksilerle yürütülmekte. Metrolar güvensiz olduklarından kapatılmış. Onun yerine tren ve zeplinler çalışmakta. Televizyon yerini üç boyutlu hologramlara bırakmış. Çocukların başlıca oyunları sanal gerçeklik üzerine kurulmuş. Aynı zamanda dünyamızda bütün bu teknolojik gelişmeleri kabul etmeyip terörizm ile karşılık veren ve adına "Luddites" diyen bir de grup yer almakta. Bütün bunlar sizede tanıdık geldi mi? Gelmediyse Kubrick 2001 ve Orwell 1984'e bir bakın derim. Oyunumuz aslında Blade Runner ile benzerlikler taşımakta, fakat bildiğiniz üzere Blade Runner bize daha fantastik bir gelecek sunarken, The Moment of Silence daha gerçekçi bir gelecek yaşamamızı sağlıyor.

Peter eski hayatında kendini içerisinde bulunduğu dünyadan izole etmiş olsa da kendisini Oswald ile ilgili araştırmaya verdiğinde bazı bilgilere eriştikçe tabii ki bundan rahatsız olanlar oluyor ve Peter terörist ilan ediliyor.

Gelelim bulmacalara. Bulmacalar zorluk açısından orta ayar diyebilirim. Konu ile gayet güzel ilişkilendirilmiş sırıtmayan bulmacalar. Tamamıyla doğrusal bir hikaye akışına sahip olan The Moment of Silence'da Myst-vari bulmacaları tabii ki beklemek haksızlık olur. Oyunu ortalama bir macera oyuncusunun kolaylıkla 30-40 saat içerisinde bitirebileceğini düşünmekteyim. Bunun yanında bazı gereksiz zorlukta bulmacalarda yok değil. Bazılarında belli bir ekranda hiç birşey yapmadan durmamız gerekiyor ve bunu akıl edemediğimizde takılıp kalmak olası oluyor.

Gelelim oyunun bence en önemli eksisine. Oyun süresince oldukça uzun diyaloglar bazen çok sıkıcı hale geliyor. Bunu engellemek için diyalogları hızlı bir şekilde geçme opsiyonu eklenmiş olsa bile, bir macera oyunu için diyalogların ölümcül olduğunu ve tek tek okunması gerektiğini unutmamak gerekir. Bazı karakterle yapılan diyalgolar o kadar uzun ki bir ağaç yapısı şeklinde dallanan bu diyaloglar içerisinde çoğu zaman kayboluyoruz. Diyaloglar için kullanılan yazı fontu da ekrana hiç yakışmamış ve çok sıkıcı. Yapımcılar, oyuncunun diyaloglar içerisinde kaybolabileceğini fark etmiş olsalar gerek ki, daha önce konuşulan ve hiç konuşulmamış diyalogların farklı renklerde gösterilmesini sağlamışlar. Günümüzdeki bir çok macera oyunlarında çok ölümcül bir diyalog değilse konuşulduğunda o diyalog kaybolur ve kalabalık etmez. Maalesef The Moment of Silence'da durum farklı.

Seslendirmeler ve müzikler konusunda her ne kadar yapımcılar paradan kaçınmadık deseler de seslendirmeler benden pek artı puan alamadı. Yapımcılar Bruce Willis ve Julia Roberts'ın seslendirenler ile anlaştıklarını söylemişler. Bu oyunun İngilizce sürümü içinde geçerli mi bilemiyorum. Bir çok diyalogda karşımdaki karakterin sesi o kadar çok değişiyordu ki sanki sağdan soldan başkaları lafa karşıyor hissine kapıldım.

Oyunumuz 1 GHz işlemcili 256 mb RAM'e ve 32 mb ekran kartına sahip bir bilgisayarda kolayca çalışabiliyor. Kötü haberi sona sakladım tabii ki :) Oyunumuz sadece DVD'de geliyor ve 900 mb'lık ve 3.3 gb'lık iki kurulum seçeneğine sahip. Korsanı, torrentı vs. çıkar mı bilemem ancak şunu söylebilirim ki orjinal hikayesi, atmosferi, güzel ama azıcık hatalı grafikleri ve güzide oynanabilirliği ile 40 euro gibi bir fiyata kesinlikle orjinal almaya değer.

Peter Wright'ın da dediği gibi "Now or Never"...

No comments:

Post a Comment