http://www.merlininkazani.com/oyun_oninceleme/1/80_Days-1969.html
Dikkatinizi çekiyor mu bilmem ama son zamanlarda ne kadar fazla Jules Verne’in romanlarından uyarlanan oyun oynamaya başladık? Frogwares’ten Journey to the Center of the Moon, Kheops Studio’dan Return to the Mysterious Island, Voyage derken şimdi de yine Frogwares karşımıza 80 günde devriâlem ile çıkmaya hazırlanıyor. Hatırlarsanız Frogwares, Silver Earrings ile çok iyi bir iş çıkarmıştı ve şimdi bize bütün zamanların en iyi macera oyununu sunmak üzereler. Oyunun iki adet demosu yayınlandı. Birisi Bombay’da diğeri ise trende geçmekte ve her ikiside 500-600 mb kadar yer kaplamasına rağmen maalesef oldukça kısa sürmekte.
Bir oyun yapımında belki de en uzun ve zorlu süreç hikâyenin ve karakterlerin yaratılmasıdır.
İşte bu yüzden son yıllarda önümüze hep kitapların, filmlerin ya da geçmişteki savaşların oyunları çıkmakta. Yapımcılar bu konuda hazıra konmayı nedense çok fazla benimsediler. Ama şunu itiraf etmeyelim ki, şu ana kadar yapılmış bütün Jules Verne oyunları ortalamanın çok üzerinde olan oyunlardı. Hikâye konusunda hazıra konan yapımcılar, oynanabilirlik ve bulmacalar açısından ortaya özgün ve kaliteli yapımlar çıkartmışlardı. Demolardan gördüğüm kadarıyla yine bir Jules Verne klasiği yine oldukça kaliteli bir oyunu ile karşımıza çıkacak.
Oyunumuzun konusu ile başlayalım incelemeye. Frogwares, orijinal hikâyeyi aynen kullanmamış. Bizim hikâyemiz Fogg’un hikâyesinden daha sonra 1899 yılında geçiyor. Genç İngiliz maceracı Oliver Lavisheart Amerika’dan döndüğünde ailesinin kendisine hazırladığı sürprizi öğrenir. Hiç görmediği ve tanımadığı bir kızla evlenmesi istenmektedir. Aynı zamanda Oliver’in amcası Matthew, Fogg’un 80 günde dünyayı dolaşmasının bir mucize olmadığının ve kolayca tekrarlanabileceğinin üzerine bir iddiaya girmiştir. Ancak Matthew bu seyahat için çok yaşlıdır ve yeğeninden bu konuda yardım ister. Bütün yolculuğun parasının amcasının cebinden çıkacağı için ve ayrıca bu evlilikten kurtulacağı ümidiyle Oliver amcasına yardım etmeyi kabul eder. Oliver’in amcası, dünyanın dört önemli ülkesinde büyük icatlarda bulunmuştur. Oliver’de bu ülkeleri yani Amerika, Japonya, Hindistan ve Mısır’ı gezerek amcasının icatları hakkında kanıt toplayacaktır. İddianın en zor kısmı; Oliver bu kanıtları 80 gün içinde toplamak zorundadır. Oyun boyunca Oliver, iddianın altında yatan gerçekleri ve ailesi hakkında bilmediği birçok şeyi öğrenecektir. Kendisini daha iyi tanıyacaktır. Bütün bu koşuşturmaca içerisinde ister istemez Oliver başta bir Alman Arkeolojist olmak üzere birçok insana yardım edecektir. Diplomatlıktan, casusluktan tutunda vampir avcılığına kadar bir sürü görevi olacaktır(Sıkı durun, Dracula ile bile tanışacağız). Orijinal hikâyede hatırlarsanız Fogg’ın en büyük düşmanı onu engellemek için elinden geleni yapan müfettiş Fix idi. 80 Days’te de Fix’in oğlu başımıza bela olacak ve bizi engellemek için elinden geleni ardına koymayacak.
Her şehir aşağı yukarı on tane oyunu bitirebilmek için keşfetmemizi bekleyen yapılar, mekanlar içerecek. Bunun haricinde tabii ki opsiyonel olarak gezebileceğimiz sayısız mekân da cabası. Yapımcılar, şehirlerin tasarlanmasında yerel fotoğrafçıların çektiği yüzlerce fotoğrafı kullanmışlar. Şehirlerdeki dikkat çekici ve ünlü yapıları oyunda da kullanmışlar. Oyun dünyası ve dolayısıyla şehirler inanılmaz derecede etkileyici ve dinamik. Başta kahramanımız Oliver olmak üzere oyundaki önemli önemsiz bütün karakterler mükemmel tasarlanmış ve çizilmiş. Bir çok macera oyununda olduğu gibi jenerik karakterler yerine birbirinden farklı bir çok karakter oyun içerisinde bize gerçekten bir şehirde ki insan topluluğunu hissettiriyor. Bütün bunlarla beraber demolarda gördüğüm kadarıyla seslendirmelerde oldukça kaliteli. Örneğin karakterlerin hepsi kendi milletinin şivesi ile konuşuyorlar.
Macera dediğin özgün olmalı…
Gelelim arayüze. İlk ekran görüntülerini gördüğüm de Tomb Raider tarzı aslında tamamıyla aksiyon olan ama bize macera – aksiyon olarak yutturulmaya çalışılacak olan bir oyun oynayacağımı düşünmüştüm. Demoları oynadığımda ise durumun hiçte böyle olmadığını gördüm. Birkaç basit “arcade” diyebileceğimiz bulmaca haricinde oyunumuz tam anlamıyla bir macera oyunu olacak. Frogwares, cesur bir karar vermiş ve gerçek zamanlı bir 3D arayüz kullanmış. Oyunumuzun arayüzü vakti zamanında Lucas’ın Grim Fandango’da kullandığı ve pek de başarılı olamadığı arayüze oldukça benziyor.
Genelde point & click arayüzü haricinde arayüz kullanılan macera oyunlarına pek sıcak bakmam ama 80 Days’te yapımcılar gerçekten akıcı ve kaliteli bir arayüz yapmışlar. Oyunumuzda karakterimizi hem “third person” hem de “first person” açıyla görebiliyoruz ve 360 derecelik hareket açımız var. Fareyi karakterimizi hareket ettireceğimiz yönü belirlemekte kullanıyoruz(kamera açısı diyebiliriz) ve A-W-D-S tuşları ile karakterimizi hareket ettiriyoruz. Shift’e basılı tutarak karakterimizi koşturuyor, Space tuşu ile de zıplatıyoruz. Farenin sol tuşu konuşma ve kullanma tuşumuz, sağ tuş ise envanteri ekrana getiriyor. Kontrollerin hepsi bu kadar. Demolardan gördüğüm kadarıyla oyunda oldukça da basit bir envanter sistemi kullanılmış ve envanter içi bulmacalara yer verilmemiş.
Sadece demolara bakarak oyunun bulmacaları hakkında fazla bir şey söylemenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Nitekim oyunu tamamıyla görüp ona göre karar vermek lazım. Demoda oynadığım birkaç bulmaca ise fazlasıyla etkileyici idi.
Şimdi gelelim oyunumuzun türe getirdiği en önemli yeniliklere. Hani bazıları der ya macera oyunları hep aynı, hiç gelişmiyor diye. Frogwares 80 Days ile şu ana kadar hiç yapılmamış bazı yenilikleri oyuna katmış.
80 Günde âlemi devirdin devirdin. Deviremedin…
Oyuna başlarken “tourist” ya da “raider” isimli iki zorluk seviyesinden birisini seçeceğiz. Bu seçim oyunu gerçekten çok etkiliyor. Şahsen “tourist” seçimi ile oyundan pek fazla zevk alınacağını sanmıyorum. Eğer seçiminiz “tourist” olursa oyunda zaman kısıtlamanız olmayacak. Birçok opsiyonel bulmacayı ve görevi çözmek zorunda olmayacaksınız. Şehirlerde istediğiniz gibi gezinip sadece oyunu bitirmek için gerekli olan bulmacaları çözeceksiniz. Oliver kolay kolay yorulmayacak ve yorulduğunda da dinlenmesi kolay olacak. Oliver’in karnı acıkmayacak ve oyuna oyun boyunca size yetecek bir parayla başlayacaksınız.
Eğer doğru seçimi yapıp da “raider”ı seçerseniz oyunu bitirmek için 80 gününüz var (Bizim zamanımızla 40 saat). Oliver’in karnı acıktığında O’nu doyurmalısınız. Yorulduğunda dinlenmesini sağlamasınız. Bütün bunlar için ise ekonominize dikkat etmelisiniz. Paranız bittiğinde kendinizi birden hapiste bulabilir ve oldukça değerli vaktinizi boşa harcayabilirsiniz. Bu yüzden hızlı düşünmeli ve doğru kararlar vermelisiniz.
Daha öncede bahsettiğim gibi oyunumuz gerçek zamanlı ve zamanı sağ üst köşede ki saatten izleyebiliyoruz. Aynı zamanda Fogg’un daha önce yaptığı yolculuktan ne kadar önde ya da geride olduğumuzu da görmemiz mümkün. Oyunun gerçek zamanlı olması sadece üst köşedeki saat anlamına gelmiyor. Zaman geçtikçe hava kararıyor, geceyi ve gündüzü ve hatta hava şartlarını gerçek zamanlı yaşıyoruz. Güneş batıyor, ay doğuyor, yağmur yağıyor, kar atıştırıyor. Her şey bununla bitmiyor. Bulmacaları ve görevleri birbirinden farklı metotlarla çözebiliyoruz. Şehirlerde istediğimiz gibi gezebiliyoruz. Paramız yoksa tabanvay, varsa belki bir araba, motosikleti fil ve hatta içerisine bindiğimiz kocaman bir tekerlek ya da uçan bir halıyı ulaşım için kullanmamız mümkün.
Ekranda sol üst köşede ise bizi gerçekten büyük bir işkenceden kurtaracak küçük bir harita var. Burada ki sarı üçgen bizi gösterirken yeşil ok, görevimizle ilgili olarak ne yöne gitmemiz gerektiğini gösteriyor. Şehirlerin oldukça ayrıntılı ve büyük tasarlandığını düşünürseniz bu haritanın ne kadar gerekli ve kullanışlı olduğunu anlarsınız.
Gelelim demolara. El insaf, iki demonun toplamı 1 GB’ı geçiyor.
İlk demoda daha öncede söylediğim gibi Bombay’dayız. Oyuna başlar başlamaz otelimize gitmemiz gerekiyor. Otele gittiğimizde ise kapıyı bir öküzün(harbi öküz) kapattığını görüyoruz. Hayvanata dokunamadığımız için Yılan tapınağına gidip yılan getirmemiz gerekiyor. Bu demo maalesef çok fazla bug içeriyor. Oyun boyunca sürekli Oliver bir yerlere takılıp kalıyor ve oyunu demolarda save edemediğimiz için çıkıp en baştan oynamak zorunda kalıyoruz. Bu yüzden Bombay demosunu ben bitirmedim, bunun yerine şehri kullanabileceğim bütün araçlarla(fil, motorsiklet, uçan halı vs. ) baştan sona bir güzel gezdim. İkinci demoda ise bu problemler çözülmüş gözüküyor.
Bu demoda bir tren ile yolculuğumuza başlıyoruz ancak trenimiz bozulmuş, kaptan ümitsiz ve treni tamir etmek bize kalıyor. Ayrıntılı bir çözüm vermeyeceğim ama kısaca neler yapacağımızı anlatacağım. Çözümü oyun çıktıktan sonra en kısa sürede sitemizde bulabileceğinizden emin olun çünkü ben dört gözle oyunun çıkmasını bekliyorum. Trenin üzerine çıktığımızda altı adet bataryayı ortadaki küçük raylı sistemle karşıya taşımamız gerektiğini görüyoruz. Dikkat etmemiz gereken bu bataryaları aynı şekilde karşıya yerleştirmek ve taşırken yuvarlak ve kare bataryaları beraber götürmek. Zorlanacağınızı sanmıyorum. Bataryaları karşıya taşıyıp sıkışmış olan kolu da yağlayıp trenin çalışmasını sağladıktan sonra yolculuğumuz başlıyor ama o da ne. Yolculardan birisinin (ki kendisi bir prenses) hazinesi çalınıyor. Bu yüzden de kaptan treni yavaşlatıyor. Hazineyi bulup treni tekrar hızlandırmak ise yine bize kalıyor.
Prensesin odasında biraz ipucu aradıktan sonra doktorunu çağırıp prensesi hipnotize ettiğimizde hazinesinin mutfakta olduğunu öğreniyoruz. Ancak şöyle bir sorun var. Mutfaktaki beş düğmeye birden aynı anda basmalıyız. Bunun için ise gönüllüler bulmamız gerekiyor. Treni baştan sona gezip beş adet gönüllüyü mutfağa yolladıktan sonra hazineyi kolayca buluyoruz ve prensese verip tekrar kaptanın yanına gittiğimizde demo sona eriyor ve tadı damağımızda kalıyor.
En iyi macera oyunu geliyor diyorum başka da bir şey demiyorum…
Şu ana kadar kaç macera oyununda kahramanınız yoruldu, uyudu ya da yemek yedi? Kaçında geceyi, gündüzü, mevsimi gerçek zamanlı olarak yaşadınız? Kaçında oldukça geniş tasarlanmış şehirlerde istediğiniz araçlarla gezip dolaştınız? Bütün bunları, bütün zamanların en iyi macera oyununda bulacağımıza inanıyorum. Bekleyelim ve görelim…
No comments:
Post a Comment