Thursday, April 13, 2006

Scratches

http://www.merlininkazani.com/oyun_inceleme/1/inceleme-2136.html


Macera oyunları genel olarak iki sınıfta tanımlanabilir. Birincisi; konunun ve hikâye akışının ön planda olduğu genellikle third person olarak oynanan macera oyunlarıdır. Bu tarz oyunlarda genellikle sürükleyici bir hikâye olur ve siz bu hikâye içerisine gömülü olan bulmacaları, bulmaca olduklarını fazla hissetmeden çözersiniz. Zaten bunu ne kadar hissetmezseniz oyun o kadar başarılıdır. Örnek olarak Lucas oyunlarını verebiliriz. İkincisi ise; ilkinin aksine bulmaca ağırlıklı ve first person oynanan macera oyunlarıdır. Siz habire bulmaca çözersiniz ve bulmacaları çözdükçe konuyu anlarsanız. Konu, hikâye o kadarda önemli değildir. Önemli olan birbirinden kaliteli ve zor bulmacalardır. Amaç bulmaca çözmektir.

İşte Scratches bu iki tanım arasına sıkışmış bir oyun. Ne tam olarak bulmaca ağırlıklı bir oyun, ne de tam olarak konu ağırlıklı bir oyun. Ha bu yorumlarından sakın oyunun kötü bir oyun olduğu kanısına varmayın. Tabii ki türe yenilikler getiren, klasik olacak bir oyun değil ama bir macera oyununda olması gereken her şeyi de içinde barındıran kaliteli bir oyun Scratches.

Arayüzü ile oyunumuzu incelemeye başlayacak olursak

Scratches, klasik bir point & click first person arayüze sahip. Faremizi gezdirerek karakterimizin sağa sola bakmasını sağlarken gitmek istediğimiz yere tıklayarak gidiyoruz. Sağ tuş ile envanterimize ulaşıyoruz. Klavyeye gereksinim neredeyse hiç yok. Ancak oyunun ekran geçişleri gerçekten çok kötü. Bizi bazen içerisinde bulunduğumuz ortamın havasından uzaklaştırıyor ve sadece resimlere baktığımız hissini veriyor. Sağa sola döndüğümüzde karşılaştığımız bu olay birazda göz yorucu. Bu sorun haricinde Scratches oldukça yüksek bir oynanabilirliğe sahip.

Gelelim hikâyeye. Oyuna başladığımızda kim olduğumuz, nerede olduğumuz ve ne yapmamız gerektiği hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Tek bildiğimiz daha önce hiç görmediğimiz, ürkütücü ve gizemli büyük bir malikâne içerisinde olduğumuz. Odamıza çıkıp eşyalarımızı yerleştirdikten sonra valizimizdeki bir mektubu okuduğumuzda konu biraz daha anlaşılıyor. Adımız Michael Arthaete. Burayı yakın bir arkadaşımız Jerry’den satın almışız. Amacımız ise üzerinde çalıştığımız kitabı burada bitirmek. Malikâne içerisindeki bütün eşyalarla beraber terk edilmiş ve birkaç gün önce bizim için temizlenmiş.

Ürkme 

Malikâneyi araştırmaya koyulduğumuzda ise günlükler, notlar, resimler vs. içerisinden malikânenin eski sahipleri ve çözmemiz gereken lanetle, cinayetlerle ve deliliklerle baş başa kalıp bitirmemiz gereken romanımızı bir kenara itiyoruz. Yazının başındaki yorumlarımı hatırlarsanız oyunu tam olarak sınıflandıramadığımdan bahsetmiştim. Bunun en önemli sebebi, oyundaki bulmacalar. Bu tarz oyunlarda genellikle oldukça zor bulmacalar görürüz. Oyun maceradan çok bulmaca içerikli olacak diye beklerken hiçte öyle olmadığını gördüm. Aksine bulmacalar fazlasıyla basit. Kapalı kapıları açmamız gerekiyor, ya da karanlık yerleri aydınlatmamız gerekiyor, bazı cisimleri kullanabilmek için basit envanter trickleri vs. vs. ve bütün bunları pek de bulmaca çözdüğümüzü fark etmeden yapmamız gerektiği için yapıyoruz. Yeni macera oyuncuları için piksel arama sorunu son haddinde. Oldukça detaylı grafikler içerisinde nereyi incelemeniz ve hangi cisimleri almanız gerektiği konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz.



Hikâye akışı tamamen doğrusal.

Yani ilerleyebilmek için mutlaka belli sırada bulmacaları çözmeliyiz ve ne yazık ki bulmacaları farklı metotlarla çözmek mümkün değil. Oyunumuz üç bölümden oluşuyor daha doğrusu üç günden. Buradan da anlayacağınız gibi üç günü an ve an yaşıyoruz ancak zamanın ilerlemesi oyunda ilerlememize bağlı. Yani zaman ilerliyor diye düşünüp acele etmemizi gerektirecek bir durum yok. Biz oyun içerisinde yapılması gerekenleri yaptıkça zaman ilerliyor ve üçüncü günün sonunda oyunumuz sona eriyor.

Atmosfer ise tek kelimeyle mükemmel. Oldukça detaylı grafikler, kaliteli müzikler ve ses efektleri. Tek sorun kalitesiz ekran geçişleri. Onu da hesaba katmazsak bu tarz oynadığım en iyi atmosfere sahip macera oyunlarından birisi diyebilirim.

Dur bir daha bitireyim Sanitarium’u. Özlemişim…

Bir korku macera oyununda olmazsa olmaz etkenler atmosfer ve ses efektleridir. Scratches’de bu ikisini de memnun edici seviyede bulacaksınız. Tabii ki oyunu karanlıkta, kaliteli kulaklıklarla oynamanızı şiddetle tavsiye ederim. Korku macera oyunu yapmak genellikle risklidir çünkü insanları bu tarz oyunlarda korkutmak zordur. Ancak işin içine Silent Hill’de olduğu gibi aksiyon öğeleri katabilirseniz insanları yerlerinden zıplatabilirsiniz ama saf bir macera oyunu ile insanları yerlerinden kolay kolay zıplatamazsınız. Sadece gerilim verebilirsiniz, korku kendiliğinden gelir. Bunun en iyi örneği ise hiç tartışmasız Sanitarium’dur. Scratches’de tıpkı Sanitarium’da olduğu gibi sizi zıplatmak yerine oldukça gerilimli bir atmosfere sokuyor.

Kapatıyoruz dükkânı, son yorumlar…

Genel olarak Scratches macera oyuncularını memnun edecek bir oyun. Konsept olarak en büyük eksileri oldukça kısıtlı alanlarda geçmesi ve çok kısa sürmesi. Scratches hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Ankh’ın tadı damağımızda kalmışken farklı bir macera oyunu oynamak istiyorsanız Scratches’i denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Özellikle bir macera oyunu tutkunuysanız, oyunun kısalığını ve çok kısıtlı alanlarda geçmesini göz ardı ettikten sonra oynamadan geçmemeniz gereken bir oyun Scractches.

Unutmadan oyunu minimum 800MHz’lik işlemci, 128MB RAM ve 16MB’lık bir ekran kartı ile oynayabilirsiniz ama yapımcıların tavsiyesi, 1.6GHz’lik bir işlemci ile 256MB RAM ve 32MB’lık bir ekran kartı.