http://www.merlininkazani.com/oyun_inceleme/1/MadWorld-3117.html
MadWorld’u cicili bicili bir Mario dünyası olan Wii’de ilk oynayanlar gözlerine inanamayacaklar. Çünkü MadWorld; siyah beyaz, karikatür grafiklerinin arasında belki de bir oyunun günümüze kadar sahip olduğu en fazla vahşeti içeriyor. Yapım şu ana kadar oynadığım en vahşi oyun olmasının yanı sıra, yaratıcılığıyla da beni oldukça şaşırttı. Yaratıcılıktan bahsederken oynanış biçimi ve grafiklerden bahsediyorum. Hikâye tabii ki günümüzdeki birçok oyundan alıştığımız üzere çeşitli filmlerden alınmış. Daha önce incelediğimiz The House of the Dead, Rodriguez ve Tarantino filmlerini anımsatmaktaydı. MadWorld ise bizi, Sin City dünyasına götürüyor. Aynı zamanda Runner Man ve Death Race’i de ciddi ölçüde hatırlıyoruz. Buna rağmen şunu rahatlıkla söyleyebilirim; PC oyuncuları birbirinin kopyası oyunları oynaya dursunlar, konsol oyuncuları (Özellikle Wii oyuncuları) konsolların faklı oynanış tarzından yararlanan yapımcıların yaratıcılıklarını tekrar konuşturmalarına tanık oluyorlar.
Wii her ne kadar PS3 grafik kalitesine sahip olmasa da, Platinum Games gibi yaratıcı yapımcılar sayesinde basit ama çok etkileyici, farklı ve özel grafiklere sahip oyunları oynayarak bu eksikliği pek de hissetmiyoruz.
Aile dostu Wii artık bir ölüm makinesi
Aslında yapım oynanış olarak bize içerdiği üst seviye şiddet haricinde çok yenilik sunmuyor. Aptal yapay zekâlı farklı farklı biçimlerde öldürülmeyi bekleyen bir sürü düşman bizi bekliyor. Ancak MadWorld’un zevki de burada başlıyor. “Bu aptalları bu sefer nasıl combolarla öldürsem de, daha fazla puan kazansam” diye düşünmeye vaktiniz kalıyor. İsterseniz düşmanlarınızı sadece yumruklarınızla, isterseniz kaldırıp oradan oraya fırlatarak, isterseniz testerenizle tek hamlede iki parçaya ayırarak öldürebilirsiniz. Yetmedi mi? O zaman düşmanınıza kafasından aşağıya önce bir tekerlek geçirirsiniz. Hareketsiz hale gelen adamın gözüne birde yol kenarından aldığınız trafik levhasının sapını sokarsınız. Hala ölmedi mi? Adamın kafasına bir varil fırlatırsınız. Yok yok hala hıncınızı çıkartamadınız mı? O zaman adamı öylece kaldırıp dükkân kepenklerindeki kazıklara sokup sokup çıkartırsınız. Evet, şaka yapmıyorum, yukarıdaki vahşetin hepsini ve daha fazlasını MadWorld’de yapmanız mümkün. Bölümleri geçebilmek için her seferinde daha fazla puan toplamanız gerekecek, bu da her seferinde rakiplerinize şiddeti, vahşeti daha farklı, daha uzun yaşatacağınız anlamına geliyor.
Hikâye, dış dünyayla ilişkisi dışarı yapılan TV yayından ibaret olan Jefferson Adası’nda geçiyor. Kahramanımız Jack, hayatta kalabilmek için rakiplerini öldürerek ilerliyor ve bütün bunlar televizyondan canlı yayınlanıyor. Bizde yapımı iki yorumcu eşliğinde sanki TV’den seyrediyormuşçasına oynuyoruz. Şehirdeki her bölüm, her biri bir TV karakteri içeren üç aşamadan oluşuyor. Belli bir puana ulaştıktan sonra ortaya patron çıkıyor. Puan kazanmak için diğer karakterleri basit hamlelerle değil farklı combolarla öldürmek gerekiyor. Bunun yanı sıra bazı mini-oyunlarla da puan kazanmak mümkün. Mesela en fazla adamı çalışan bir jet motoruna fırlat gibi. MadWorld’de rakiplerin yapay zekâsı her ne kadar yeterli değilse de, oyun ilerledikçe gittikçe zorlaşıyor. Belli bir seviyeden sonra, artık atak yeteneklerinizin yanı sıra savunma yeteneklerinizi de geliştirmek zorunda kalıyorsunuz. Hikâye aslında bu kadar basit değil, ama geri kalanını oynayarak öğrenmenizde fayda var.
Kontrollerde Remote ve Nunchuck’ı beraber kullanıyoruz. Yapımda ayrıntılı bir eğitim bölümü olduğu için kontrollere fazla değinmeye gerek yok. Neredeyse bütün tuşları kullandığımız kontrollerde, Wii’nin avantajlarından fazlasıyla faydalanılmış. Kontrollere alışmak oldukça kısa zaman alıyor.
Oyunun en önemli eksisi bütün canlarınız kaybedip öldüğünüzde bölüme baştan başlamak zorunda kalmanız. Bu özellikle bölüm patronuna (Boss) kadar gelip, orada ölüp tekrar başa döndüğünüzde canınızı sıkıyor. Diğer önemli bir sorun ise kamera açıları. Sıklıkla oyunun adrenalinine kendinizi kaptırıp düşmanlarınızı oradan oraya savururken kamera size yetişemiyor ve sonunda kendinizi saçma sapan bir yerde saçma sapan bir kamera açısı ile buluyorsunuz.
MadWorld ilk bakışta oyuncuya gerçek hayatta hiç yapamayacağı şiddeti sunarak sanki kendisini sattırmaya çalışıyor gibi gelse de, yapım aslında zaman zaman insanoğlunun ne gibi şartlarda ne hale gelebileceğini ince ince mesajlarla oyuncuya vermeye çalışıyor. MadWorld; eğer 18 yaşın üstündeyseniz, 5-6 saat içerisinde bitmesine rağmen tekrar oynanabilirliği sayesinde mutlaka arşivinize katmanız gereken bir oyun.
Monday, March 23, 2009
Wednesday, March 11, 2009
The House of Dead: Overkill
http://www.merlininkazani.com/oyun_inceleme/1/The_House_of_the_Dead:_Overkill-3105.html
Quentine Tarantino ve Robert Rodriguez filmlerine bayılıyorsanız, hele hele Planet Terror favorileriniz arasındaysa ve 17 yaşın üstündeyseniz o zaman The House of the Dead: Overkill’i (THOD) görmeden geçmeyin.
THOD, benim pek de alışık olmadığım (Hatta ilk kez oynadığım) Light Gun/Rail Shooter türünde bir yapım. Bu ne demek? Karakterimizi biz hareket ettirmiyoruz demek. Evet, oyun boyunca karakterimiz kendisi hareket ediyor, biz en fazla kafamızı sağa sola çevirebiliyoruz o kadar. Yapmamız gereken tek şey zombileri hedef alıp vurmak.
Gene zombiler!
THOD, serinin beşincisi üyesi, ancak hikâye kronolojisi açısından ilk oyun. 1991 yılında geçen hikâyede, amatör Ajan G ve Hollywood filmlerinden fırlama polis Isaac Washington, çok fazla kayıp insan ihbarı üzerine Louisana’daki Bayou City’ye gönderilirler. Daha ilk girdikleri evde sürüsüyle zombiyi yok ettikten sonra, bütün bunların arkasında Papa Ceaser ve Jasper Guns’ın olduğunu görürler. Bunun üzerine bütün oyun, karakterlerimizin Papa Ceaser peşinde zombi avlamasıyla devam eder. THOD’nin ilerleyen bölümlerinde Jasper’ın kız kardeşi ki, (Bizimde bacımız olur) striptizci Varla Guns da karakterlerimize katılır.
THOD boyunca hiç bulmaca çözmeyip, tek yapılan şey zombileri öldürmek olduğu için hikâye, ancak ara videolar ile takip edilebiliyor. THOD, toplam yedi bölüm ve her bölümün sonunda bir patron zombi (Boss) bizi bekliyor. Oyun boyunca ilk bölümdeki evden sonra, bir karnavala, hastaneye, bataklığa ve hapishaneye konuk oluyoruz. Her bölümde çok çeşitli zombiler karşımıza çıkıyor. Hemşireler, doktorlar, palyaçolar, polisler, suçlular, Amerikan futbolcuları yani hemen hemen bütün meslek gruplarından zombiyle karşılaşmak mümkün. Bunların bir kısmı size yaklaşmadan zarar veremezken, bir kısmı uzaktan size nesneler fırlatabiliyor. Karakterimizi yönlendiremediğimiz için bu nesnelerden de kurtulmamızın tek yolu bize ulaşmadan önce onları vurmak. Evet, anladığınız üzere oyunumuz sadece nişan alıp ateş etmekten ibaret. Nesneleri al, kapı aç, haritaya bak gibi klasik FPS’lerin hiçbir özelliğini barındırmıyor.
Ekstralar
Eğer hikâyeyi belli bir isabet yüzdesiyle bitirirseniz oyunun “Directors Cut” modunu açıyorsunuz. Bu modda THOD’den daha önce çıkartılan bölümler oyuna ekleniyor ve aynı hikâyeyi daha uzun oynayabiliyorsunuz. Bu modu da bitirdiğinizde tek kişi iki silahla oyunu oynayabiliyor. Ben henüz Director’s Cut’ı bitirmediğim için iki silahla oynamak hakkında bilgi veremeyeceğim.
THOD, Rail Shooter olduğu için kontrollerde çok basit. Wii Remote’un B tuşu ile ateş ediyoruz ve arada Wii remote’u sallayıp silahımızı dolduruyoruz o kadar. Nunchuk ile el bombası kullanabiliyoruz. Ben Zapper’dan hiçbir oyunda doğru düzgün zevk alamadım, o yüzden size şiddetle resimde göreceğiniz Perfect Shot’ı tavsiye ediyorum. Bu aletle THOD gibi oyunları oynamak gerçekten çok keyifli.
Oyunda 7 farklı silah var. Bunlar: Magnum, Hand Cannon, Shotgun, Automatic Shotgun, SMG, Assault Rifle ve Mini Gun. Para kazandıkça daha iyi silahlar satın alabiliyor ya da mevcut silahınızı geliştirebiliyorsunuz. Her silah belli kategorilerde farklı özelliklere sahip. Bu özellikler silah seçiminizde ve geliştirmede çok büyük önem taşıyor.
Özellikler şu şekilde:
Recoil: Geri tepme.
Fire Rate: İki atış arasında geçen zaman
Clip Size: Mermi sayısı
Damage: Zombilere verdiği hasar
Reload: Mermi doldurma zamanı
Para kazanmak için puan toplamanız gerekiyor. Yüksek puan almak için ise yapmanız gerekenler var. Bunların ilki oyun boyunca iyi bir isabet yüzdesiyle zombileri öldürmek. İkincisi mümkün olduğunca tek vuruşta zombileri öldürmek ki, bunun için elinizdeki silahınızın gücü de önemli. Yara almadan ve hiç ıskalamadan ardı ardına öldüreceğiniz zombilerle combo yapıyorsunuz. Combolar için benim size tavsiye edeceğim silah Automatic Shotgun olacaktır. Comboların verdiği puanlar:
Extreme Violence: +100 puan
Hardcore Violence: +200 puan
Ultra Violence: +300 puan
Psycotic: +500 puan
Goregasm: +1,000 puan
Bunun haricinde oyun boyunca sivillere zarar vermeden onları zombilerin elinden kurtarmak da size puan kazandıracaktır.
Görsellik
Wii’de grafik kalitesinden söz etmek her ne kadar pek mantıklı değilse de, THOD’in grafikleri Wii için fazlasıyla iyi. Zombiler gerçekçi hareket ediyorlar, nerelerinden vurduğunuza göre vücutları farklı şekillerde parçalanıyor. Çoğu kafalarından aldıkları tek darbede ölürken, zayıf silahlarla vücutlarından birden fazla kez isabet almaları gerekiyor. Oyunun en can sıkıcı yanı ise ciddi bir Frame atlama sorunu olması. Bu sorun yüzünden çoğu zaman THOD’i grafik kartının yeterli olmadığı bir PC’de oynuyormuş gibi hissediyorsunuz. Yapım bu yönüyle yeterince optimize edilmeden aceleyle çıkartılmış izlenimini veriyor.
Ara videolardaki inanılmaz hataları da ekleyince, insanın canı az da olsa sıkılıyor. Örneğin oyunun ilk sahnelerinden birinde Papa Ceaser, Jasper Guns’a vuruyor ve Jasper’ın gözlüğü yere düşüyor. Yerdeki gözlüğü tam ekran gördükten hemen sonraki ekranda bir bakıyoruz ki, gözlük Jasper’ın yüzünde. Bir iki saniye sonra ise bir bakıyoruz Jasper yine gözlüksüz. Durum böyle olunca insanın içinden yapımcılara, “Yaptığınız videoları hiç mi izlemediniz?” diye sormak geliyor. Ancak bütün bu hatalara rağmen oyun bir Wii oyununda olması gereken en önemli özelliğe sahip. Yani THOD, bu haliyle bile inanılmaz zevkli bir oyun. Özellikle iki kişi oynandığında ki ana hikâyeyi de iki kişi oynayabiliyorsunuz oyun çok daha zevkli hale geliyor. Denemedim ancak sanıyorum oyun dört kişiye kadar destekliyor tabii ekranın karşısına sığabilirseniz.
Müzikler ve seslendirmelere geldiğimizde THOD’in, Wii’deki en iyi müzik ve seslendirmelere sahip olduğunu söylesek hata yapmış olmayız. Biraz Rock ve ağırlıkla Vintage Funk müzikler oyunun atmosferiyle yüzde yüz uyuyor. Hollywood tarzı seslendirmeler tam olması gerektiği gibi. Hele hele Isaac Washington’un seslendirmesi mükemmel. Tabii diyalogların önemli bir kısmının küfür olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Zombilere ölüm!
Sonuç olarak THOD, Rodriguez ve Tarantino tipindeki aksiyonu size tam olarak yaşatacak. Karakterler ve diyalogları ile de kesinlikle gülümsetecek. Ülkemizde orijinal oyunların pahalılığı göz önüne alındığında oyunu almaya değer mi sorusunun cevabını vermek biraz zor. THOD’in en önemli artısı bir Wii oyunundan beklenen zevki fazlasıyla oyuncuya tattırması. Hele hele iki kişi oynandığında alınan zevk daha da katlanıyor. THOD’un en fazla 4-5 saat sürmesi ve Frame atlamaları ise en önemli eksileri, ancak tekrar oynanabilirliğinin yüksek olması bu eksiyi biraz kapatıyor.
Quentine Tarantino ve Robert Rodriguez filmlerine bayılıyorsanız, hele hele Planet Terror favorileriniz arasındaysa ve 17 yaşın üstündeyseniz o zaman The House of the Dead: Overkill’i (THOD) görmeden geçmeyin.
THOD, benim pek de alışık olmadığım (Hatta ilk kez oynadığım) Light Gun/Rail Shooter türünde bir yapım. Bu ne demek? Karakterimizi biz hareket ettirmiyoruz demek. Evet, oyun boyunca karakterimiz kendisi hareket ediyor, biz en fazla kafamızı sağa sola çevirebiliyoruz o kadar. Yapmamız gereken tek şey zombileri hedef alıp vurmak.
Gene zombiler!
THOD, serinin beşincisi üyesi, ancak hikâye kronolojisi açısından ilk oyun. 1991 yılında geçen hikâyede, amatör Ajan G ve Hollywood filmlerinden fırlama polis Isaac Washington, çok fazla kayıp insan ihbarı üzerine Louisana’daki Bayou City’ye gönderilirler. Daha ilk girdikleri evde sürüsüyle zombiyi yok ettikten sonra, bütün bunların arkasında Papa Ceaser ve Jasper Guns’ın olduğunu görürler. Bunun üzerine bütün oyun, karakterlerimizin Papa Ceaser peşinde zombi avlamasıyla devam eder. THOD’nin ilerleyen bölümlerinde Jasper’ın kız kardeşi ki, (Bizimde bacımız olur) striptizci Varla Guns da karakterlerimize katılır.
THOD boyunca hiç bulmaca çözmeyip, tek yapılan şey zombileri öldürmek olduğu için hikâye, ancak ara videolar ile takip edilebiliyor. THOD, toplam yedi bölüm ve her bölümün sonunda bir patron zombi (Boss) bizi bekliyor. Oyun boyunca ilk bölümdeki evden sonra, bir karnavala, hastaneye, bataklığa ve hapishaneye konuk oluyoruz. Her bölümde çok çeşitli zombiler karşımıza çıkıyor. Hemşireler, doktorlar, palyaçolar, polisler, suçlular, Amerikan futbolcuları yani hemen hemen bütün meslek gruplarından zombiyle karşılaşmak mümkün. Bunların bir kısmı size yaklaşmadan zarar veremezken, bir kısmı uzaktan size nesneler fırlatabiliyor. Karakterimizi yönlendiremediğimiz için bu nesnelerden de kurtulmamızın tek yolu bize ulaşmadan önce onları vurmak. Evet, anladığınız üzere oyunumuz sadece nişan alıp ateş etmekten ibaret. Nesneleri al, kapı aç, haritaya bak gibi klasik FPS’lerin hiçbir özelliğini barındırmıyor.
Ekstralar
Eğer hikâyeyi belli bir isabet yüzdesiyle bitirirseniz oyunun “Directors Cut” modunu açıyorsunuz. Bu modda THOD’den daha önce çıkartılan bölümler oyuna ekleniyor ve aynı hikâyeyi daha uzun oynayabiliyorsunuz. Bu modu da bitirdiğinizde tek kişi iki silahla oyunu oynayabiliyor. Ben henüz Director’s Cut’ı bitirmediğim için iki silahla oynamak hakkında bilgi veremeyeceğim.
THOD, Rail Shooter olduğu için kontrollerde çok basit. Wii Remote’un B tuşu ile ateş ediyoruz ve arada Wii remote’u sallayıp silahımızı dolduruyoruz o kadar. Nunchuk ile el bombası kullanabiliyoruz. Ben Zapper’dan hiçbir oyunda doğru düzgün zevk alamadım, o yüzden size şiddetle resimde göreceğiniz Perfect Shot’ı tavsiye ediyorum. Bu aletle THOD gibi oyunları oynamak gerçekten çok keyifli.
Oyunda 7 farklı silah var. Bunlar: Magnum, Hand Cannon, Shotgun, Automatic Shotgun, SMG, Assault Rifle ve Mini Gun. Para kazandıkça daha iyi silahlar satın alabiliyor ya da mevcut silahınızı geliştirebiliyorsunuz. Her silah belli kategorilerde farklı özelliklere sahip. Bu özellikler silah seçiminizde ve geliştirmede çok büyük önem taşıyor.
Özellikler şu şekilde:
Recoil: Geri tepme.
Fire Rate: İki atış arasında geçen zaman
Clip Size: Mermi sayısı
Damage: Zombilere verdiği hasar
Reload: Mermi doldurma zamanı
Para kazanmak için puan toplamanız gerekiyor. Yüksek puan almak için ise yapmanız gerekenler var. Bunların ilki oyun boyunca iyi bir isabet yüzdesiyle zombileri öldürmek. İkincisi mümkün olduğunca tek vuruşta zombileri öldürmek ki, bunun için elinizdeki silahınızın gücü de önemli. Yara almadan ve hiç ıskalamadan ardı ardına öldüreceğiniz zombilerle combo yapıyorsunuz. Combolar için benim size tavsiye edeceğim silah Automatic Shotgun olacaktır. Comboların verdiği puanlar:
Extreme Violence: +100 puan
Hardcore Violence: +200 puan
Ultra Violence: +300 puan
Psycotic: +500 puan
Goregasm: +1,000 puan
Bunun haricinde oyun boyunca sivillere zarar vermeden onları zombilerin elinden kurtarmak da size puan kazandıracaktır.
Görsellik
Wii’de grafik kalitesinden söz etmek her ne kadar pek mantıklı değilse de, THOD’in grafikleri Wii için fazlasıyla iyi. Zombiler gerçekçi hareket ediyorlar, nerelerinden vurduğunuza göre vücutları farklı şekillerde parçalanıyor. Çoğu kafalarından aldıkları tek darbede ölürken, zayıf silahlarla vücutlarından birden fazla kez isabet almaları gerekiyor. Oyunun en can sıkıcı yanı ise ciddi bir Frame atlama sorunu olması. Bu sorun yüzünden çoğu zaman THOD’i grafik kartının yeterli olmadığı bir PC’de oynuyormuş gibi hissediyorsunuz. Yapım bu yönüyle yeterince optimize edilmeden aceleyle çıkartılmış izlenimini veriyor.
Ara videolardaki inanılmaz hataları da ekleyince, insanın canı az da olsa sıkılıyor. Örneğin oyunun ilk sahnelerinden birinde Papa Ceaser, Jasper Guns’a vuruyor ve Jasper’ın gözlüğü yere düşüyor. Yerdeki gözlüğü tam ekran gördükten hemen sonraki ekranda bir bakıyoruz ki, gözlük Jasper’ın yüzünde. Bir iki saniye sonra ise bir bakıyoruz Jasper yine gözlüksüz. Durum böyle olunca insanın içinden yapımcılara, “Yaptığınız videoları hiç mi izlemediniz?” diye sormak geliyor. Ancak bütün bu hatalara rağmen oyun bir Wii oyununda olması gereken en önemli özelliğe sahip. Yani THOD, bu haliyle bile inanılmaz zevkli bir oyun. Özellikle iki kişi oynandığında ki ana hikâyeyi de iki kişi oynayabiliyorsunuz oyun çok daha zevkli hale geliyor. Denemedim ancak sanıyorum oyun dört kişiye kadar destekliyor tabii ekranın karşısına sığabilirseniz.
Müzikler ve seslendirmelere geldiğimizde THOD’in, Wii’deki en iyi müzik ve seslendirmelere sahip olduğunu söylesek hata yapmış olmayız. Biraz Rock ve ağırlıkla Vintage Funk müzikler oyunun atmosferiyle yüzde yüz uyuyor. Hollywood tarzı seslendirmeler tam olması gerektiği gibi. Hele hele Isaac Washington’un seslendirmesi mükemmel. Tabii diyalogların önemli bir kısmının küfür olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Zombilere ölüm!
Sonuç olarak THOD, Rodriguez ve Tarantino tipindeki aksiyonu size tam olarak yaşatacak. Karakterler ve diyalogları ile de kesinlikle gülümsetecek. Ülkemizde orijinal oyunların pahalılığı göz önüne alındığında oyunu almaya değer mi sorusunun cevabını vermek biraz zor. THOD’in en önemli artısı bir Wii oyunundan beklenen zevki fazlasıyla oyuncuya tattırması. Hele hele iki kişi oynandığında alınan zevk daha da katlanıyor. THOD’un en fazla 4-5 saat sürmesi ve Frame atlamaları ise en önemli eksileri, ancak tekrar oynanabilirliğinin yüksek olması bu eksiyi biraz kapatıyor.
Subscribe to:
Posts (Atom)