Thursday, December 3, 2009

F1 2009

http://www.merlininkazani.com/oyun_inceleme/1/F1_2009-3480.html


Pazar günleri, vızzzzzzzz vuzzzzzzzz sesleri eşliğinde televizyonun karşısında sıcak kahve içerken F1 izlemenin keyfi bir başkadır. Tabii uykuya direnebilirseniz; çünkü sıkıcı bir yarışta bu vızzzzzz vuzzzzzz sesleri ninni gibi gelir insana ve televizyonun karşısında kanepede üstünüzde battaniye ile muazzam bir uyku keyfi yaşatır. Sonrasında yarışı kimin kazandığını internetten öğrenmek zorunda kalırsınız.

Wii, sahip olduğu eşsiz kontroller sayesinde aslında yarış oyunları için oldukça elverişli bir platform gibi gözüküyordu, ancak yıllar geçtikçe Mario Kart ve Need for Speed Shift haricinde pek de tatmin edici yarış oyunları oynayamadık. Halbuki Wii’de, Mario Kart ile beraber gelen direksiyon gibi bir kontrolle (F1 2009 ile de bir direksiyon geliyor) oldukça zevkli araba yarışları oynanabilirdi.

Geçen sene Codemasters’ın F1’in isim haklarını aldığını duyduğumda, biraz araştırıp Wii içinde bir oyun geliştirdikleri öğrendim ve oldukça heyecanlandım. Nitekim Codemasters bu işin ağababası değil mi? Bunu yapımın PS3 sürümünü gördüğümüzde daha net söyleyebileceğiz, ama şimdilik elimizdeki Wii versiyonu ile biraz ısınalım.


"Arabanızın vites, süspansiyon, direksiyon, lastik basıncı ve bileşimi, kanat gibi ayarlarını çok detaylı olmasa da tatmin edici bir seviyede değiştirebilirsiniz."

2009 sezonu kaçmamalıydı…

Schumacher’in F1’e veda etmesinden bu yana F1’i pek de takip etmedim. 2009 sezonunda ise ne yazık ki tek bir yarış bile seyredemedim. Ne yazık ki diyorum, çünkü 2009 sezonu son yılların en iyi sezonu olmuş. Tabii ki bu durum yapımı oynamamam için bir engel değil. O yüzden yazıda son sezon, yarışlar ve pilotlar hakkında pek bir şey bulamayınca bana kızmayın. Geliştirici Sumo Digital yarış dünyasında yeterince tecrübeli. Biz onları Virtua Tennis’den tanısak da; Driver 76, Race Driver 2006, TOCA Race Driver ve Outrun gibi yarış oyunlarının da yaratıcısı.

Simülasyon vs. Arcade

F1 oyunlarında simülasyon ve arcade arasındaki dengenin ayarlanması çok zordur. F1 ciddi iştir. Need for Speed gibi arabanın sağını solunu boyayıp yollara çıkmakla olmaz. Çok ince ve uzun süren ayarlarda oyuncuyu sıkar, yorar ve oyundan alınan keyfi azaltır. Nitekim hiç birimiz uzman mekanik değiliz. Sumo Digital bu dengeyi iyi ayarlamış gibi gözüküyor. Ne bir arcade, ne de bir simülasyon yapmışlar. Ortada kalmayı iyi becermişler. Arabanızın vites, süspansiyon, direksiyon, lastik basıncı ve bileşimi, kanat gibi ayarlarını çok detaylı olmasa da tatmin edici bir seviyede değiştirebilirsiniz. Hızlı yarış (Quick Race), Zamana karşı (Time Trial), Kariyer gibi oyun modlarını birden fazla kişi oynayabilirsiniz. Ne yazık ki çoklu oyuncu desteğini eklememiş yapımcılar. Kariyeriniz ise üç sezondan oluşuyor ve işe mekanik olarak başlıyorsunuz.


Neredeyse bütün F1 kuralları ve mevcut pistler ile takımlar tam tamına yer alıyor. Buna üç aşamalık eleme bölümleri de dâhil. Hatta oyunumuzda Kinetic Energy Recovery System (KERS) ve Singapore ile Abu Dhabi gibi yeni pistler de yerlerini almış durumda. KERS bildiğiniz üzere enerji depolayıp, her turda belli miktarda kullanılarak arabalara geçici olarak ekstra 80 beygir güç kazandıran bir sistem. Need For Speed’de NOS’u aktif hale getirdiğimizde ne oluyorsa, F1’de de KERS’i aktif hale getirdiğimizde o oluyor.

Kısa KERS

F1 oynamak demek; pistte hızı, tehlikeyi hissetmek demektir. Yapacağınız en küçük bir hatanın yarışın belki de sezonun sonunu getireceğini hissetmek demektir. Hangi viraja hangi hızda, hangi viteste ve nereden gireceğinizi bilmek demektir. Bunun için o pistte defalarca antrenman yapmak gerekir. Peki bunları F1 2009’da yaşayabiliyor muyuz? Cevabım neredeyse evet. F1 2009 şu ana kadar F1 ruhunu en iyi yaşatan oyun. Grafik donanımı her ne kadar rakiplerinin çok gerisinde kalsa da, Wii’nin en önemli üstünlüğü kullanıcılara yaşattığı eşsiz oyun oynama keyfi değil mi? İşte buna F1 2009’da da tanık oluyoruz. Bu yüzden F1 2009’a başladığınızda hemen başarılı turlar atmayı beklemeyin. Hele hele direksiyon ve fren yardımlarını kapattıysanız ilk başlarda kendinizi sıklıkla bariyerlerde bulacaksınız. Alıştıkça hızın, kontrollerin ve sürüş keyfinin zevkini almaya başlayacaksınız.


"Kinetic Energy Recovery System, kısaca KERS"

Kontroller demişken yapımı direksiyon aparatıyla oynamak oldukça keyifli, ancak bu şekilde başarılı olmak zor. Direksiyon ile elde edilen hassasiyet Mario Kart’dan çok uzak. O yüzden eğer oyunu iddialı bir şekilde oynayacaksanız Nun-Chuck ile oynamanızda fayda var.

Gelelim sorunlara

F1 2009 için grafikler bir sorun gibi gözüküyor. Benim gibi eski “Text Adventure” oyuncularındansanız (dinozorlarından) grafikleri çok önemsemeyip yapımdan aldığınız keyfe bakarsınız, ancak yeni nesil oyuncuların grafiklerden çok şikâyetçi olacağından eminim. Düşük kaliteli kaplamalar ve düşük Frame rate can sıkıcı ama Wii’den fazlasını da beklememek lazım. Hasar modellemesi ve oyunun sesleri de çok başarılı değil, ama yine de idare ediyor. En azından bir spiker olsaydı daha akıcı olacağı kesindi.

Yapay zekâya bakacak olursak diğer F1 2009 sürücülerinin tek yapmaya çalıştıkları doğru çizgiyi takip etmek. Gerçekte sahip oldukları sürüş kabiliyetlerini oyunda görememek, yapımın en önemli eksisi. Sonuç olarak F1 2009 için oyun türüne büyük yenilikler getiriyor diyemeyiz; ancak F1 keyfini, hız tutkusunu şu ana kadar en güzel yaşatan isim diyebiliriz. Uzun süredir herhangi bir platformda bir F1 oyunu göremedik. Bu yüzden F1 oynamanın hasretini çekiyorsanız “F1 2009” sizi çok üzmeyecektir.

No comments:

Post a Comment