Son zamanlarda bir kaç adventure klasiğinin geri dönüşüne tanık olduk. Myst IV ve Larry'den bahsediyorum tabi ki. Myst IV şanına yakışır bir şekilde dönerken, Larry belki yeni nesil adventure oyuncuları tarafından beğenilse de serinin eski oyuncuları tarafından hemen bir kenara itildi.
Son zamanlarda dikkat çeken başka bir adventure ise Wanted: A Wild Western Adventure. Bu oyun için yaptığım incelemeyi okursanız eski Lucas adventurelarına benzerliğinden bahsettim. Sonra düşündüm ki kendimi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorum. Son yıllarda da kaliteli adventure oyunları çıktı tabi (Syberia ve Longest Journey favorilerimdir) ama Lucas'ın kendine has stili, oynanışı, bulmacaları, envanter sistemi ve hikaye akışı, kısaca orijinalliğini ben hiç bir oyunda göremedim. Sadece Wanted gibi oyunlarla kendimi kandırdım. Hemen geçmişe dönelim ve Lucas klasiklerini şöyle bir hatırlayalım: Monkey Island serisi, Indiana Jones serisi, Sam & Max, Full Throttle, Day of the Tentacle, The Dig, Grim Fandango vs. Adları geçmişken buradan hemen bu klasikleri bir kenara itip bize bir sürü içi boş Starwars oyunları sunan Lucas'ı kınamadan geçemedim.
Bütün bunları neden anlatıyorum. Lucas, ortalığa zibille Star Wars oyunları kusarken bazı çalışanları da Starwars oyunlarından illallah deyip Lucas'tan ayrılmışlar ve Autumn Moon Entertainment ismi ile bir şirket kurmuşlar. İlk ürünleri de (hazır olun) Monkey Island tarzında bir "point and click" adventure oyunu. Oyunumuzun ismi "A Vampyre Story".
Kahramanımız Mona isimli bir opera yıldızı. Maalesef bir süre sonra kötü kalpli vampir Baron Shrowdy Von Kiefer'in dikkatini çekmesi ile hayatı değişiyor. Kötü kalpli Baron, Mona'yı önce kaçırıyor, sonra onu da vampir (aslında vamp demek lazım değil mi?) yapıyor ve Doğu Avrupa'da Draxsylvania'daki kalesine hapsediyor. Zaman geçtikçe Mona, kalede yaşayan Froderick ismindeki yarasayla dost oluyor. Froderick, şakalarıyla esprileriyle Mona'nın bu karanlık hayata alışmasını sağlıyor. Mona'nın hayattan (ya da ölümden demek lazım) tek beklentisi Paris Opera'sında yer alabilmek.

Temel hatlarıyla oyunumuzun konusu bu şekilde. Monkey Island'ta nasıl tam anlamıyla bir korsan olduysak, o hayatı yaşadıysak şimdi de aynı şekilde bir vampir olacağız ve bir vampir nasıl yaşar, ne yer ne içer (kan) onu öğreneceğiz. Her şeyden önce vampir olmak kolay değil. Sonuçta Mona ölü ve hepimizin bildiği Vampir kurallarına uymak zorunda. Haçtan, soğan sarımsaktan, kutsal sudan vs. kaçınmak zorunda yoksa hemen kül olabilir maazallah. Ürkütücü kaleleri keşfedeceğiz, mezarlıklarda dolaşacağız, bizi yakmak isteyen eli meşaleli halktan kaçacağız vs. vs. Bütün bunlar tıpkı Monkey Island'ta olduğu gibi mizah öğelerini de olabildiğince içerecek. Beni gülme krizlerine sokan nadir oyunlardandır Monkey Island (Bkz. Monkey Island II'nin sonu). Bir yenisinin gelecek olması mutluluk verici.
Mona aslında olağanüstü birçok yeteneğe sahip ama oyunun başlangıcında bu yeteneklerini kullanamıyor. Bu yeteneklerini oyun boyunca kullanmayı öğrenecek. Nedir bunlar? Yarasaya dönüşmek, insanları hipnotize etmek, gaz haline dönüşmek (Eski Lucas yapımcıları bir oyun yaparsa her şey mümkün olabilir), insanları boyunlarından ısırarak kan emmek, kurtlara, yarasalara ve farelere hükmetmek ve bir nebze iklimi kontrol edebilmek.
Gelelim grafiklere; grafikler tam anlamıyla Monkey Island stilinde. Zaten yapımcılar oyunu şu şekilde yorumluyorlar: "Dracula'nın Monkey Island ile buluştuğu bir vampir hikayesi". Grafikler Monkey Island tarzında olunca hemen aklımıza gelen soru, arayüz için SCUMM motorunun kullanılıp kullanılmadığı oluyor. SCUMM motoru olmasa da ona benzeyen ama daha çok Full Throttle'ı anımsatan bir arayüze sahip olacak oyun. A Vampyre Story'de "coin interface" ismi verilen bir arayüz kullanılacak. Bu arayüz sabit bir arayüz olmayacak ve Mona daha fazla vampir gücü kazandıkça arayüzde ona bağlı olarak gelişecek. Bununla beraber envanterimizde Froderick'in bir simgesi olacak ve bazı bulmacaları çözmek için Froderick'i kullanacağız (Bkz. Sam & Max). Lucas oyunlarında alışıla gelmemiş şekilde bulmacalarda bize yardımcı olacak bir menu ve bir de Mona'nın günlüğü arayüzde yerini alacak. Bu günlükte çözdüğümüz ve çözmekte olduğumuz bulmacalar yer alacak. Emin olmamakla beraber ekran görüntülerinden anladığım kadarıyla envanterimiz bir tabut biçiminde olacak.
Autumn Moon ekibi hemen hemen bütün eski Lucas Adventure oyunlarında ve maalesef iptal edilen Indiana Jones ve Full Throttle 2'de görev almışlar. Yapımcılar, eski Lucas günlerini özlediklerini ve bunu tekrar canlandırmak istediklerini söylüyorlar. Eski Lucas oyunları tekrar yapılabilir. Peki, şimdiki içi boş oyunları oynayan oyunculara ne olacak? Lucas oyunlarının sadece namını duyup, hiç oynamamış, şimdilerde onlara demode gelen grafiklerden dolayı bir Counter Strike'ı, bir GTA'yı bu oyunlara tercih eden oyuncular ne olacak? Autumn Moon acaba istediği, özlem duyduğu o hedef kitleye ulaşabilecek mi? Bunu ilerde göreceğiz.
Yapımcılar, A Vampyre Story'nin çıkış tarihi olarak 2005 sonunu söylüyorlar. Henüz yapımcılarının bir dağıtımcı bulamaması ise bende ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Beklenen bir oyunun daha iptal edilmesi ile karşılaşmak istemiyorum açıkçası. Beklemesi zor olacak. 2005 Ocak'ı da bekleyin. Bir sürprizimiz olacak...
No comments:
Post a Comment